Mevcut saat
Geceyarısı Duası
Gece yarısında Rab’bin gelişini bekler, Getsemani’deki duasını anarız.
RAB'BİN DUASI
"Bunun için siz şöyle dua edin: 'Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir! Amin'.
ŞÜKRAN DUASI
"Bunun için siz şöyle dua edin: 'Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik Sonsuzlara dek senindir! Amin'.
MEZMUR 50
Güçlü olan Tanrı, RAB konuşuyor;Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadarYeryüzünün tümüne sesleniyor.
Güzelliğin doruğu SiyondanParıldıyor Tanrı.
Tanrımız geliyor, sessiz kalmayacak,Önünde yanan ateş her şeyi kül ediyor,Çevresinde şiddetli bir fırtına esiyor.
Halkını yargılamak içinYere göğe sesleniyor:
"Toplayın önüme sadık kullarımı,Kurban keserek benimle antlaşma yapanları."
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor,Çünkü yargıç Tanrının kendisidir.
"Ey halkım, dinle de konuşayım,Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim:Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!
Kurbanlarından ötürü seni azarlamıyorum,Yakmalık sunuların sürekli önümde.
Ne evinden bir boğa,Ne de ağıllarından bir teke alacağım.
Çünkü bütün orman yaratıkları,Dağlardaki bütün hayvanlar benimdir.
Dağlardaki bütün kuşları korurum,Kırlardaki bütün yabanıl hayvanlar benimdir.
Acıksam sana söylemezdim,Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.
Ben boğa eti yer miyim?Ya da keçi kanı içer miyim?
Tanrıya şükran kurbanı sun,Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir.
Sıkıntılı gününde seslen bana,Seni kurtarırım, sen de beni yüceltirsin.
Ama Tanrı kötüye şöyle diyor:"Kurallarımı ezbere okumayaYa da antlaşmamı ağzına almaya ne hakkın var?
Çünkü yola getirilmekten nefret ediyor,Sözlerimi arkana atıyorsun.
Hırsız görünce onunla dost oluyor,Zina edenlere ortak oluyorsun.
Ağzını kötülük için kullanıyor,Dilini yalana koşuyorsun.
Oturup kardeşine karşı konuşur,Annenin oğluna kara çalarsın.
Sen bunları yaptın, ben sustum,Beni kendin gibi sandın.Seni azarlıyorum,Suçlarını gözünün önüne seriyorum.
"Dikkate alın bunu, ey Tanrıyı unutan sizler!Yoksa parçalarım sizi, kurtaran olmaz.
Kim şükran kurbanı sunarsa beni yüceltir;Yolunu düzeltene kurtarışımı göstereceğim."
Sonra ibadet eden şöyle der:
Güçlü olan Tanrı, RAB konuşuyor;Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadarYeryüzünün tümüne sesleniyor.
Güzelliğin doruğu SiyondanParıldıyor Tanrı.
Tanrımız geliyor, sessiz kalmayacak,Önünde yanan ateş her şeyi kül ediyor,Çevresinde şiddetli bir fırtına esiyor.
Halkını yargılamak içinYere göğe sesleniyor:
"Toplayın önüme sadık kullarımı,Kurban keserek benimle antlaşma yapanları."
Gökler Onun doğruluğunu duyuruyor,Çünkü yargıç Tanrının kendisidir.
"Ey halkım, dinle de konuşayım,Ey İsrail, sana karşı tanıklık edeyim:Ben Tanrıyım, senin Tanrınım!
Kurbanlarından ötürü seni azarlamıyorum,Yakmalık sunuların sürekli önümde.
Ne evinden bir boğa,Ne de ağıllarından bir teke alacağım.
Çünkü bütün orman yaratıkları,Dağlardaki bütün hayvanlar benimdir.
Dağlardaki bütün kuşları korurum,Kırlardaki bütün yabanıl hayvanlar benimdir.
Acıksam sana söylemezdim,Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.
Ben boğa eti yer miyim?Ya da keçi kanı içer miyim?
Tanrıya şükran kurbanı sun,Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir.
Sıkıntılı gününde seslen bana,Seni kurtarırım, sen de beni yüceltirsin.
Ama Tanrı kötüye şöyle diyor:"Kurallarımı ezbere okumayaYa da antlaşmamı ağzına almaya ne hakkın var?
Çünkü yola getirilmekten nefret ediyor,Sözlerimi arkana atıyorsun.
Hırsız görünce onunla dost oluyor,Zina edenlere ortak oluyorsun.
Ağzını kötülük için kullanıyor,Dilini yalana koşuyorsun.
Oturup kardeşine karşı konuşur,Annenin oğluna kara çalarsın.
Sen bunları yaptın, ben sustum,Beni kendin gibi sandın.Seni azarlıyorum,Suçlarını gözünün önüne seriyorum.
"Dikkate alın bunu, ey Tanrıyı unutan sizler!Yoksa parçalarım sizi, kurtaran olmaz.
Kim şükran kurbanı sunarsa beni yüceltir;Yolunu düzeltene kurtarışımı göstereceğim."
MEZMUR 133
Ne iyi, ne güzeldir,Birlik içinde kardeşçe yaşamak!
Başa sürülen değerli yağ gibi,Sakaldan, Harunun sakalındanKaftanının yakasına dek inen yağ gibi.
Hermon Dağı'na yağan çiySiyon dağlarına yağıyor sanki.Çünkü RAB orada bereketi,Sonsuz yaşamı buyurdu.
Kalkın ey nurun oğulları
Kalkın ey nurun oğulları 1
Kalkın, ey nurun oğulları, kuvvetlerin Rabbi'ni ilahilerle övelim; canlarımızın kurtuluşunu bize bağışlasın diye. Bedenen önünde durduğumuzda, zihnimizden gaflet uykusunu uzaklaştır. Bize, ya Rab, uyanıklık ver ki, dua vaktinde huzurunda nasıl duracağımızı anlayalım; Sana lâyık yüceltilmeyi yukarıya gönderelim ve çok günahlarımızın bağışını kazanalım. (Yücelik Sana olsun, ey insanları seven)
Kalkın ey nurun oğulları 2
Ya Rab'bi kutsayın, ey Rab'bin kulları; Rab'bin evinde duranlar, Tanrımız'ın avlularında. Gecelerde ellerinizi kutsala kaldırın ve Rab'bi kutsayın. Rab sizi Siyon'dan kutsasın; göğü ve yeri yaratan O'dur. (Yücelik Sana olsun, ey insanları seven)
Kalkın ey nurun oğulları 3
Yaklaşsın yalvarışım önüne, ya Rab; sözün gibi bana anlayış ver. Girsin dileğim huzuruna, ya Rab; Sözüne göre beni yaşat. Dudaklarım övgü taşır, hükümlerini öğrettiğin zaman. Dilim Senin sözlerini söyler; çünkü bütün buyrukların doğrudur. Elin kurtuluş için üzerimde olsun; çünkü buyruklarını arzuladım. Ya Rab, kurtarışını özledim; kuralın benim okumamdır. Canım yaşasın ve Seni ilahilerle övsün; hükümlerinin yardımı bana olsun. Kaybolmuş koyun gibi saptım; kulunu ara; çünkü buyruklarını unutmadım.
Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun; şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin. Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun; şimdi ve sonsuz çağlara dek. Âmin. Yücelik Sana olsun, ey iyi ve insanları seven. Bakire annen ile tüm azizlerine selam. Yücelik Sana olsun, ey Kutsal Üçlübirlik; bize merhamet et.
Tanrı kalksın, düşmanları dağılsın ve kutsal adını nefret edenlerin hepsi huzurundan kaçsın. Ama halkın bereketle olsun: binler binler, on binler on binler; Senin isteğini yapsınlar. Ya Rab, dudaklarımı aç; ağzım Senin övgünü ilan etsin. Âmin. Alleluia.
Duaya Başlangıç
MEZMUR 3
Ya RAB, düşmanlarım ne kadar çoğaldı,Hele bana karşı ayaklananlar!
Birçoğu benim için:"Tanrı katında ona kurtuluş yok!" diyor.
Ama sen, ya RAB, çevremde kalkansın,Onurum, başımı yukarı kaldıran sensin.
RABbe seslenirim,Yanıtlar beni kutsal dağından.
Yatar uyurum,Uyanır kalkarım, RAB destektir bana.
Korkum yokÇevremi saran binlerce düşmandan.
Ya RAB, kalk, ey Tanrım, kurtar beni!Vur bütün düşmanlarımın çenesine,Kır kötülerin dişlerini.
Kurtuluş RAB'dedir,Halkının üzerinde olsun bereketin!
MEZMUR 6
Ya RAB, öfkeyle azarlama beni, Gazapla yola getirme. kesin olarak bilinmiyor.
Lütfet bana, ya RAB, bitkinim;Şifa ver bana, ya RAB, kemiklerim sızlıyor,
Çok acı çekiyorum.Ah, ya RAB!Ne zamana dek sürecek bu?
Gel, ya RAB, kurtar beni,Yardım et sevginden dolayı.
Çünkü ölüler arasında kimse seni anmaz,Kim şükür sunar sana ölüler diyarından?
İnleye inleye bittim,Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan,Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan.
Kederden gözlerimin feri sönüyor,Zayıflıyor gözlerim düşmanlarım yüzünden.
Ey kötülük yapanlar,Uzak durun benden,Çünkü RAB ağlayışımı işitti.
Yalvarışımı duydu,Duamı kabul etti.
Bütün düşmanlarım utanacak,Hepsini dehşet saracak,Ansızın geri dönecekler utanç içinde.
MEZMUR 12
Kurtar beni, ya RAB, sadık kulun kalmadı,Güvenilir insanlar yok oldu.
Herkes birbirine yalan söylüyor,Dalkavukluk, ikiyüzlülük ediyor.
Sustursun RAB dalkavukların ağzını,Büyüklenen dilleri.
Onlar ki, "Dilimizle kazanırız,Dudaklarımız emrimizde,Kim bize efendilik edebilir?" derler.
"Şimdi kalkacağım" diyor RAB,"Çünkü mazlumlar eziliyor,Yoksullar inliyor,Özledikleri kurtuluşu vereceğim onlara."
RABbin sözleri pak sözlerdir;Toprak ocakta eritilmiş,Yedi kez arıtılmış gümüşe benzer.
Sen onları koru, ya RAB,Bu kötü kuşaktan hep uzak tut!
İnsanlar arasında alçaklık rağbet görünce,Kötüler her yanda dolaşır oldu.
MEZMUR 69
Kurtar beni, ey Tanrı,Sular boyuma ulaştı.
Dipsiz batağa gömülüyorum,Basacak yer yok.Derin sulara battım,Sellere kapıldım.
Tükendim feryat etmekten,Boğazım kurudu;Gözlerimin feri sönüyorTanrımı beklemekten.
Yok yere benden nefret edenlerSaçlarımdan daha çok.Kalabalıktır canıma kasteden haksız düşmanlarım.Çalmadığım malı nasıl geri verebilirim?
Akılsızlığımı biliyorsun, ey Tanrı,Suçlarım senden gizli değil.
Ya Rab, Her Şeye Egemen RAB,Utanmasın sana umut bağlayanlar benim yüzümden!Ey İsrailin Tanrısı,Benim yüzümden sana yönelenler rezil olmasın!
Senin uğruna hakarete katlandım,Utanç kapladı yüzümü.
Kardeşlerime yabancı,Annemin öz oğullarına uzak kaldım.
Çünkü evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirdi,Sana edilen hakaretlere ben uğradım.
Oruç tutup ağlayınca,Yine hakarete uğradım.
Çula büründüğüm zamanAlay konusu oldum.
Kent kapısında oturanlar beni çekiştiriyor,Sarhoşların türküsü oldum.
Ama benim duam sanadır, ya RAB.Ey Tanrı, sevginin bolluğuyla,Güvenilir kurtarışınla uygun gördüğündeYanıtla beni.
Beni çamurdan kurtar,İzin verme batmama;Benden nefret edenlerden,Derin sulardan kurtulayım.
Seller beni sürüklemesin,Engin beni yutmasın,Ölüm çukuru ağzını üstüme kapamasın.
Yanıt ver bana, ya RAB,Çünkü sevgin iyidir.Yüzünü çevir bana büyük merhametinle!
Kulundan yüzünü gizleme,Çünkü sıkıntıdayım, hemen yanıtla beni!
Yaklaş bana, kurtar canımı,Al başımdan düşmanlarımı.
Bana nasıl hakaret edildiğini,Utandığımı, rezil olduğumu biliyorsun;Düşmanlarımın hepsi senin önünde.
Hakaret kalbimi kırdı, dertliyim,Acılarımı paylaşacak birini bekledim, çıkmadı,Avutacak birini aradım, bulamadım.
Yiyeceğime zehir kattılar,Sirke içirdiler susadığımda.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara,Yandaşları için kapan olsun!
Gözleri kararsın, göremesinler!Bellerini hep bükük tut!
Gazabını yağdır üzerlerine,Öfkenin ateşi yapışsın yakalarına!
Issız kalsın konakları,Çadırlarında oturan olmasın!
Çünkü senin vurduğun insanlara zulmediyor,Yaraladığın insanların acısını konuşuyorlar.
Ceza yağdır başlarına,Senin tarafından aklanmasınlar!
Yaşam kitabından silinsin adları,Doğrularla yan yana yazılmasınlar!
Bense ezilmiş ve kederliyim,Senin kurtarışın, ey Tanrı, bana bir kale olsun!
Tanrının adını ezgilerle öveceğim,Şükranlarımla Onu yücelteceğim.
RABbi bir öküzden,Boynuzlu, tırnaklı bir boğadanDaha çok hoşnut eder bu.
Mazlumlar bunu görünce sevinsin,Ey Tanrıya yönelen sizler, yüreğiniz canlansın.
Çünkü RAB yoksulları işitir,Kendi tutsak halkını hor görmez.
Ona övgüler sunun, ey yer, gök,Denizler ve onlardaki bütün canlılar!
Çünkü Tanrı Siyonu kurtaracak,Yahuda kentlerini onaracak;Halk oraya yerleşip sahibi olacak.
Kullarının çocukları orayı miras alacak,O'nun adını sevenler orada oturacak.
MEZMUR 85
Ya RAB, ülkenden hoşnut kaldın,Yakup soyunu eski gönencine kavuşturdun.
Halkının suçlarını bağışladın,Bütün günahlarını yok saydın.
Bütün gazabını bir yana koydun,Kızgın öfkenden vazgeçtin.
Ey bizi kurtaran Tanrı, bizi eski halimize getir,Bize karşı öfkeni dindir!
Sonsuza dek mi öfkeleneceksin bize?Kuşaktan kuşağa mı sürdüreceksin öfkeni?
Halkın sende sevinç bulsun diyeBize yeniden yaşam vermeyecek misin?
Ya RAB, sevgini göster bize,Kurtarışını bağışla!
Kulak vereceğim RAB Tanrının ne diyeceğine;Halkına, sadık kullarına esenlik sözü verecek,Yeter ki, bir daha akılsızlık etmesinler.
Evet, O kendisinden korkanları kurtarmak üzeredir,Görkemi ülkemizde yaşasın diye.
Sevgiyle sadakat buluşacak,Doğrulukla esenlik öpüşecek.
Sadakat yerden bitecek,Doğruluk gökten bakacak.
Ve RAB iyi olan neyse, onu verecek,Toprağımızdan ürün fışkıracak.
Doğruluk önüsıra yürüyecek,Adımları için yol yapacak.
MEZMUR 90
Ya Rab, barınak oldun bizeKuşaklar boyunca.
Dağlar var olmadan,Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.
İnsanı toprağa döndürürsün,"Ey insanoğulları, toprağa dönün!" diyerek.
Çünkü senin gözünde bin yılGeçmiş bir gün, dün gibi,Bir gece nöbeti gibidir.
İnsanları bir düş gibi siler, süpürürsün,Sabah biten ot misali:
Sabah filizlenir, büyür,Akşam solar, kurur.
Eriyip bitiyoruz senin öfkenden,Kızgınlığından dehşete düşüyoruz.
Suçlarımızı önüne,Gizli günahlarımızı yüzünün ışığına çıkardın.
Gazabından kısalıyor günlerimiz,Bir soluk gibi tükeniyor yıllarımız.
Ömrümüz yetmiş yıl sürüyor,Bilemedin seksen, o da sağlıklıysak;En güzel yıllar da zahmetle, kederle geçiyor,Çabucak bitiyor, uçup gidiyoruz.
Kim bilir gazabının gücünü?Çünkü öfken sana duyulan korku kadar güçlüdür.
Bu yüzden günlerimizi saymayı bize öğret ki,Bilgelik kazanalım.
Vazgeç, ya RAB! Öfken ne zamana dek sürecek?Acı kullarına!
Sabah bizi sevginle doyur,Ömrümüz boyunca sevinçle haykıralım.
Kaç gün bizi sıkıntıya soktunsa,Kaç yıl çile çektirdinse,O kadar sevindir bizi.
Yaptıkların kullarına,Görkemin onların çocuklarına görünsün.
Tanrımız Rab bizden hoşnut kalsın.Ellerimizin emeğini boşa çıkarma.Evet, ellerimizin emeğini boşa çıkarma.
MEZMUR 116
RABbi seviyorum,Çünkü O feryadımı duyar.
Bana kulak verdiği için,Yaşadığım sürece Ona sesleneceğim.
Ölüm iplerine dolaşmıştım,Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı,Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm.
O zaman RABbi adıyla çağırdım,"Aman, ya RAB, kurtar canımı!" dedim.
RAB lütufkâr ve adildir,Sevecendir Tanrımız.
RAB saf insanları korur,Tükendiğim zaman beni kurtardı.
Ey canım, yine huzura kavuş,Çünkü RAB sana iyilik etti.
Sen, ya RAB, canımı ölümden,Gözlerimi yaştan,Ayaklarımı sürçmekten kurtardın.
Yaşayanların diyarında,RABbin huzurunda yürüyeceğim.
İman ettim,"Büyük acı çekiyorum" dediğim zaman bile. bile" ya da "İman ettim, bu nedenle konuştum. Büyük acı çekiyorum" (bkz. 2Ko.4:13).
Şaşkınlık içinde,"Bütün insanlar yalancı" dedim.
Ne karşılık verebilirim RABbe,Bana yaptığı onca iyilik için?
Kurtuluş sunusu olarak kadeh kaldırıpRABbi adıyla çağıracağım.
Bütün halkının önünde,RABbe adadıklarımı yerine getireceğim.
RABbin gözünde değerlidirSadık kullarının ölümü.
Ya RAB, ben gerçekten senin kulunum;Kulun, hizmetçinin oğluyum,Sen çözdün bağlarımı.
Ya RAB, seni adınla çağırıpŞükran kurbanı sunacağım.
RABbe adadıklarımı yerine getireceğimBütün halkının önünde,
RAB'bin Tapınağı'nın avlularında,Senin orta yerinde, ey Yeruşalim! RAB'be övgüler sunun!
MEZMUR 117
Ey bütün uluslar, RABbe övgüler sunun!Ey bütün halklar, Onu yüceltin!
Çünkü bize beslediği sevgi büyüktür,RAB'bin sadakati sonsuza dek sürer. RAB'be övgüler sunun!
MEZMUR 118 (I)
RABbe şükredin, çünkü O iyidir,Sevgisi sonsuzdur.
"Sonsuzdur sevgisi!" desin İsrail halkı.
"Sonsuzdur sevgisi!" desin Harunun soyu.
"Sonsuzdur sevgisi!" desin RABden korkanlar.
Sıkıntı içinde RABbe seslendim;Yanıtladı, rahata kavuşturdu beni.
RAB benden yana, korkmam;İnsan bana ne yapabilir?
RAB benden yana, benim yardımcım,Benden nefret edenlerin sonuna zaferle bakacağım.
RABbe sığınmakİnsana güvenmekten iyidir.
RABbe sığınmakSoylulara güvenmekten iyidir.
Bütün uluslar beni kuşattı,RABbin adıyla püskürttüm onları.
Kuşattılar, sardılar beni,RABbin adıyla püskürttüm onları.
Arılar gibi sardılar beni,Ama diken ateşi gibi sönüverdiler;RABbin adıyla püskürttüm onları.
İtilip kakıldım, düşmek üzereydim,Ama RAB yardım etti bana. metin "Beni itip kaktın".
RAB gücüm ve ezgimdir,O kurtardı beni.
Sevinç ve zafer çığlıklarıÇınlıyor doğruların çadırlarında:"RABbin sağ eli güçlü işler yapar!
RABbin sağ eli üstündür,RABbin sağ eli güçlü işler yapar!"
Ölmeyecek, yaşayacağım,RABbin yaptıklarını duyuracağım.
RAB beni şiddetle yola getirdi,Ama ölüme terk etmedi.
Açın bana adalet kapılarını,Girip RABbe şükredeyim.
İşte budur RABbin kapısı!Doğrular girebilir oradan.
Sana şükrederim, çünkü bana yanıt verdin,Kurtarıcım oldun.
Yapıcıların reddettiği taş,Köşenin baş taşı oldu.
RABbin işidir bu,Gözümüzde harika bir iş!
Bugün RABbin yarattığı gündür,Onun için sevinip coşalım!
Ne olur, ya RAB, kurtar bizi,Ne olur, başarılı kıl bizi!
Kutsansın RABbin adıyla gelen!Kutsuyoruz sizi RABbin evinden.
RAB Tanrıdır, aydınlattı bizi.İplerle bağlayın bayram kurbanını,İlerleyin sunağın boynuzlarına kadar. dallarla bayramı kutlayın".
Tanrım sensin, şükrederim sana,Tanrım sensin, yüceltirim seni.
RAB'be şükredin, çünkü O iyidir,Sevgisi sonsuzdur.
(Yüz on sekizinci Mezmur)
(1) Yolunda kusursuz olanlar ne mutlu, Rab'bin Yasası'nda yürüyenler! Tanıklıklarını araştıranlar ne mutlu; bütün yürekleriyle O'nu arayanlar! Çünkü kötülük yapanlar O'nun yollarında yürümek istemediler. Buyruklarını titizlikle tutmamızı emrettin. Keşke yollarım hükümlerini tutmakta kararlı olsa! O zaman buyruklarının tümüne baktığımda utanmam. Doğru yüreğimle Sana şükredeceğim; adalet hükümlerini öğrendiğim için. Hükümlerini tutacağım; beni büsbütün terk etme. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(2) Genç adam yolunu nasıl temiz tutar? Sözünü tutarak. Bütün yüreğimle Sana yöneldim; buyruklarından beni uzaklaştırma. Sözünü yüreğimde sakladım, Sana karşı günah işlemeyeyim diye. Mübareksin, ya Rab; hükümlerini bana öğret! Dudaklarımla ağzının bütün hükümlerini ilan ettim. Tanıklıklarının yolunda, her zenginlikte olduğu gibi sevindim. Buyrukların üzerine konuşacağım ve yollarında düşüneceğim. Kurallarını fısıldayacağım ve sözünü unutmayacağım. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(3) Kulunu ödüllendir ki yaşayayım ve sözlerini tutayım. Gözlerimin perdesini kaldır ki Yasan'dan harikalar göreyim. Yeryüzünde garibim; buyruklarını benden gizleme. Canım her vakit hükümlerini aramaya özlem duydu. Sen, buyruklarından sapan kibirlileri lanetledin. Utancı ve ayıbı üzerimden kaldır; çünkü tanıklıklarını aradım. Önderler oturup bana karşı konuştular; ama kulun hükümlerini düşündü. Çünkü tanıklıkların benim dersimdir ve hükümlerinse danışmanımdır. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(4) Canım toprağa yapıştı; sözün gibi beni yaşat. Yollarımı bildirdim ve bana karşılık verdin; hükümlerini bana öğret. Adalet yolunu anla, bana öğret ki harikalarını fısıldayayım. Kederden canım eridi; sözlerinle beni güçlendir. Haksızlık yolunu benden uzaklaştır ve Yasa'nla bana acı. Gerçeğin yolunu seçtim ve hükümlerini unutmadım. Tanıklıklarına yapıştım, ya Rab; beni utandırma. Buyruklarının yolunda koştum; çünkü yüreğimi genişlettin. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(5) Ya Rab, hükümlerinin yolunda bana yasa koy ki onu her zaman izleyeyim. Anlayış ver ki Yasa'nı arayayım ve onu bütün yüreğimle tutayım. Beni buyruklarının yolunda yürüt; çünkü onları sevdim. Yüreğimi tanıklıklarına, haksızlığa değil, eğ. Gözlerimi boş şeylere bakmaktan çevir; yollarında beni yaşat. Sözünü kuluna, korkunda sağlam kıl. Korktuğum ayıbı benden uzaklaştır; çünkü hükümlerinin tatlı olduğunu gördüm. İşte buyruklarını özledim; doğruluğunla beni yaşat. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(6) Ya Rab, merhametin ve sözün uyarınca kurtarışın üzerime gelsin; beni aşağılayana cevap vereyim; çünkü sözlerine güvendim. Ağzımdan gerçeği eksik etme; çünkü hükümlerine dayandım. Yasayı sürekli, sonsuza dek tutacağım. Genişlikte yürüdüm; çünkü buyruklarını aradım. Kralların önünde tanıklıklarını söyledim ve utanmadım. Sevdiğim buyruklarını fısıldadım ve ellerimi çok sevdiğim bu buyruklarına kaldırdım. Kurallarını düşündüm. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(7) Kuluna verdiğin sözünü hatırla; çünkü bana umut verdi. Bu, sıkıntımda beni avuttu; çünkü sözün beni yaşattı. Kibirliler Yasayı çok aştılar; ama ben Yasa'ndan sapmadım. Ya Rab, başlangıçtan beri hükümlerini andım ve avundum. Keder, Yasa'nı terk eden kötülerden ötürü beni sardı. Hükümler, gurbet yerimde bana ilahiler oldu. Geceleri, ya Rab, adını andım ve Yasa'yı tuttum. Bu bana oldu; çünkü hükümlerini aradım. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(8) Payım sensin, ya Rab; buyruklarını tutacağım dedim. Bütün yüreğimle yüzünü hoşnut etmeye çalıştım; sözün gibi bana merhamet et. Yollarını düşündüm ve ayaklarımı tanıklıklarına çevirdim. Hazırlandım ve buyruklarını tutmakta gecikmedim. Günahkârların bağları başıma dolandı; fakat Yasa'nı unutmadım. Geceyarısında kalkıp adalet hükümlerinden ötürü Sana şükrettim. Seni korkanların ve buyruklarını tutanların hepsiyle ortağım. Ya Rab, yeryüzü merhametinle doldu; adaletini bana öğret. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(9) Ya Rab, sözün uyarınca kulunla iyi davrandın; iyilik, terbiye ve bilgi öğret; çünkü buyruklarına inandım. Alçaltılmadan önce ben gevşektim; bu yüzden sözünü tuttum. İyisin, ya Rab; iyiliğinle bana hükümlerini öğret. Kibirlilerin haksızlığı bana arttı; ama ben bütün yüreğimle buyruklarını arayacağım. Onların yüreği yağ gibi katılaştı; ben ise Yasa'nı fısıldadım. Beni alçalttığın iyi oldu; böylece hükümlerini öğreneyim. Ağzının Yasası, binlerce altın ve gümüşten değerlidir. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(10) Ellerin beni yaptı ve biçim verdi; bana anlayış ver ki buyruklarını öğreneyim. Seni korkanlar beni görünce sevindiler; çünkü sözüne güvendim. Ya Rab, hükümlerinin adil olduğunu ve beni hakla alçalttığını bildim. Kuluna söylediğin söz gibi merhametin bana gelsin ve beni avutsun. Şefkatin bana gelsin ve yaşayayım; çünkü Yasa'n benim dersimdir. Kibirliler, haksız yere Yasayı bozdukları için utansınlar; ama ben buyruklarında sebat ettim. Seni korkanlar ve harikalarını bilenler bana dönsün. Yüreğim adaletinde kusursuz olsun ki, utanmayayım. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(11) Canım kurtuluşunu özledi ve sözüne güvendi. Sözünü beklemekten gözlerim tükendi; "Ne zaman beni avutacaksın?" dediler. Buzda tulum gibi oldum; ama hükümlerini unutmadım. Kulunun günleri ne kadar? Bana zulmedenlere ne zaman hükmedecekler? Yasalara uymayanlar benimle boş sözler konuştular; ama Senin Yasa'n gibi değil, ya Rab; çünkü bütün buyrukların doğrudur. Haksız yere beni sürdüler; bana yardım et. Yeryüzünde beni neredeyse tükettiler; ama buyruklarını bırakmadım. Merhametine göre beni yaşat; böylece ağzının tanıklıklarını tutayım. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(12) Ya Rab, sözün göklerde sonsuza dek kalıcıdır; kuşaklar boyu doğruluğun sürer. Yeri temellendirdin, o da durmaktadır; Senin buyruğunla gün de durur; çünkü her şey Sana hizmet eder. Yasa'n benim okumam olmasaydı, sıkıntımda yok olurdum. Buyruklarını asla unutmayacağım; çünkü onlar aracılığıyla beni yaşattın, ya Rab. Seninim ben; kurtar beni; çünkü buyruklarını aradım. Günahkârlar beni yok etmek için beklediler; fakat tanıklıklarını anladım. Her tam olanın sonunu gördüm; ama Senin buyruğun çok geniştir. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(13) Ya Rab, adın sevgilidir; bütün gün okumam odur. Buyrukların, bana düşmanlarımdan daha çok öğretti; çünkü onlar bana sonsuza kadar sabittir. Benden öğretenlerin hepsinden fazla anladım; çünkü tanıklığın benim dersimdir. Yaşlılardan daha çok anladım; çünkü buyruklarını aradım. Her kötü yoldan ayaklarımı geri çektim; sözünü tutayım diye. Sözünden sapmadım; çünkü bana yasa koyan Sensin. Sözlerin ağzımda ne kadar tatlı! Ağzımda baldan ve petekten tatlıdır. Buyruklarından anladım; bu yüzden her haksızlık yolundan nefret ettim. (Çünkü bana yasa koyan Sensin.) (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(14) Sözün ayağıma kandil, yoluma ışıktır. Adalet hükümlerini tutacağıma ant içtim ve yerine getirdim. Ya Rab, çok aşağılara dek alçaldım; sözün gibi beni yaşat. Ağzımın adaklarını bereketle, ya Rab; hükümlerini bana öğret. Canım her an ellerindedir; ama Yasa'nı unutmadım. Günahkârlar bana tuzak kurdular; ama buyruklarından sapmadım. Tanıklıklarını sonsuza dek miras aldım; çünkü yüreğimin sevinci onlardır. Yüreğimi, ödül uğruna, doğruluğunu yapmaya yönelttim – sonsuza dek. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(15) Yasa'yı çiğneyenleri nefret ettim; ama Yasa'nı sevdim. Çünkü Sen benim yardımcım ve koruyucumsun; sözüne güvendim. Uzak durun benden, ey kötüler; Tanrım'ın buyruklarını arayayım. Sözün uyarınca beni destekle ve yaşayayım; umudumu boşa çıkarma. Bana yardım et de kurtulayım; buyruklarında her zaman ders çalışayım. Buyruklarından sapanların hepsini reddettin; çünkü düşünceleri haksızlıktır. Yeryüzünün tüm günahkârlarını cüruf gibi saydın; bu yüzden tanıklıklarını çok sevdim. Etimde korkunu çiviledin; hükümlerinden korktum. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(16) Adalet ve hüküm yaptım; beni haksızlığa verenlere teslim etme. Kuluna iyilikte kefil ol; kibirliler beni geçmesin. Gözlerim kurtuluşunu ve adalet sözünü beklemekten soldu. Kulunla merhametin gibi davran ve hükümlerini bana öğret. Kulunum; bana anlayış ver ki tanıklıklarını bileyim. Rab için eylem yapma zamanı geldi; çünkü Yasa'nı bozdular. Bu nedenle buyruklarını altın ve değerli taşlardan çok sevdim. Bu yüzden tüm buyruklarına göre doğruldum ve her haksızlık yolundan nefret ettim. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(17) Tanıklıkların harikadır; bu yüzden canım onları tuttu. Sözlerinin açığa çıkışı bana ışık verir; küçüklere anlayış kazandırır. Ağzımı açtım ve soludum; çünkü buyruklarını özledim. Bana bak ve merhamet et; adını sevenlere gösterdiğin gibi. Adımını sözün gibi sağlam kıl; hiçbir haksızlık üzerimde egemen olmasın. Beni insanların zulmünden kurtar; böylece buyruklarını tutayım. Yüzünü kulunun üzerine parlat ve hükümlerini bana öğret. Gözlerim su dereleri gibi aktı; çünkü Yasa'nı tutmadılar. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(18) Ya Rab, adilsin ve hükümlerinin doğrudur. Tanıklıklarını doğruluk ve çok sadakatle buyurdun. Evin için olan gayret beni tüketti; çünkü düşmanlarım buyruklarını unuttu. Sözün çok saf; kulun onu sevdi. Küçüğüm ve hor görüldüm; ama hükümlerini unutmadım. Doğruluğun sonsuza dek doğrudur ve sözün gerçektir. Sıkıntı ve kederler beni buldu; buyrukların ise benim dersimdir. Tanıklıkların sonsuza dek doğrudur; bana anlayış ver ve yaşayayım. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(19) Bütün yüreğimle feryat ettim; bana cevap ver, ya Rab; hükümlerini arıyorum. Sana feryat ettim; kurtar beni ki tanıklıklarını tutayım. Şafaktan önce kalktım ve feryat ettim; sözüne güvendim. Gözlerim tan ağarmadan önceki nöbete yetişti; tüm sözlerini fısıldayayım diye. Sesimi işit, ya Rab, merhametin gibi; hükümlerine göre beni yaşat. Beni kovalayan kötülük yapanlar yaklaştılar; ama Yasa'ndan uzaklaştılar. Sen yakındasın, ya Rab; bütün buyrukların gerçektir. Senin tanıklıklarından başlangıçtan beri bildim ki onları sonsuza dek kurdun. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(20) Sıkıntımı gör ve kurtar beni; çünkü Yasa'nı unutmadım. Davamı gör ve beni kurtar; sözün uğruna beni yaşat. Kurtuluş günahkârlardan uzaktır; çünkü hükümlerini aramadılar. Merhametlerin çoktur, ya Rab; hükümlerine göre beni yaşat. Beni çok kişi zulmediyor ve üzüyor; ama tanıklıklarından sapmadım. Anlamayanları gördüm ve kederlendim; çünkü sözlerini tutmadılar. Bak, ya Rab, buyruklarını sevdim; merhametinle beni yaşat. Sözünün başı gerçektir ve adalet hükümlerinin her biri sonsuza dek sürer. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(21) Önderler beni sebepsiz yere zulmettiler; fakat sözlerinden ötürü yüreğim titredi. Sözünün üstüne sevinirim; büyük ganimet bulan biri gibi. Haksızlıktan nefret ettim ve iğrendim; ama Yasa'nı sevdim. Günde yedi kez adalet hükümlerinden ötürü Seni övdüm. Adını sevenlere bol esenlik olsun; onlara engel yoktur. Ya Rab, kurtuluşunu bekledim ve buyruklarını sevdim. Canım tanıklıklarını tuttu ve onları çok sevdi. Buyruklarını ve tanıklıklarını tuttum; çünkü bütün yollarım Senin önündedir, ya Rab. (ذكصاسي فيلا نيثروبي: المجد لك يا محب البشر Doxa ci Vilan`;rwpe)
(22) Yaklaşsın yalvarışım önüne, ya Rab; sözün gibi bana anlayış ver. Girsin dileğim huzuruna, ya Rab; Sözüne göre beni yaşat. Dudaklarım övgü taşsın; hükümlerini bana öğrettiğin zaman. Dilim Senin sözlerini söylesin; çünkü bütün buyrukların doğrudur. Elin kurtuluş için üzerimde olsun; çünkü buyruklarını arzuladım. Ya Rab, kurtuluşunu özledim ve Yasa'n benim okumamdır. Canım yaşasın ve Seni ilahilerle övsün; hükümlerinin yardımı bana olsun. Kaybolmuş koyun gibi saptım; kulunu ara; çünkü buyruklarını unutmadım. Alleluia.
(Mat-ta 25: 1-13) O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on bakireye benzeyecek. Beşi akılsız, beşi ise bilgeydi. Akılsızlar kandillerini aldılar, ama yanlarına yağ almadılar. Bilgeler ise kandillerinin yanında kaplar içinde yağ aldılar. Güvey gecikince hepsini uyku bastı, uyuyakaldılar. Gece yarısı bir feryat koptu: 'İşte güvey geliyor! Onu karşılamaya çıkın!' Bunun üzerine bütün bakireler kalkıp kandillerini tazelediler. Akılsızlar, 'Kandillerimiz sönüyor, yağınızdan bize de verin!' dediler. Bilgeler, 'Olmaz!' dediler. 'Size de bize de yetmeyebilir. En iyisi satıcılara gidin, kendinize yağ alın.' Ne var ki, onlar yağ almaya giderlerken güvey geldi. Hazır olanlar onunla birlikte düğüne girdiler ve kapı kapandı. Daha sonra öteki bakireler de gelip, 'Efendimiz, Efendimiz, kapıyı aç!' dediler. O ise, 'Doğrusu size derim, sizi tanımıyorum.' diye cevap verdi. Bu nedenle uyanık kalın; çünkü İnsanoğlu'nun hangi gün ve saatte geleceğini bilmiyorsunuz. (Ve yücelik her zaman Tanrı'nındır.)
Kesitler (Tropar)
İşte güvey geceyarısında geliyor; uyanık bulduğu kul ne mutlu. Ama gaflette bulduğunu, onunla birlikte gitmeye layık olmayan olacaktır. Ey nefsim, ağır uykuyla yüklenme ki, krallık dışına atılmayasın; fakat uyan ve şöyle haykır: Kutsal, kutsal, kutsal'sın, ey Tanrı; Theotokos'un hatırına bize merhamet et. (ذوكصابتري كيه إيو كي آجيو ابنيفماتي Δόξα Πατρί καὶ Υἱῷ καὶ Ἁγίῳ Πνεύματι - Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun.)
Ey nefsim, o korkunç günü düşün; uyan ve kandilini sevinç yağıyla aydınlat; çünkü sana doğru gelen "İşte güvey geldi" diyen sesin ne zaman çıkacağını bilmiyorsun. Ey nefsim, uyuya kalma; yoksa beş akılsız bakire gibi kapı dışında durup çalarsın; fakat uyan, yalvar, böylece Rab Mesih'i zengin yağla karşıla ve O'nun gerçek ilahi şöleninin yüceliğiyle onurlandırıl. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰῶνας τῶν αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Sen kurtuluşumuzun surusun, ey Theotokos, sarsılmaz güçlü kal'a; karşıtların öğütlerini boşa çıkar; kullarının kederini sevince çevir; şehrimizi (manastırımızı) tahkim et; krallarımız (önderlerimiz) için savaş; dünyanın selameti için şefaat et; çünkü umudumuz sensin, ey Theotokos. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰῶνας τῶν αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Ey göksel Kral, Teselli Edici, Hakikat Ruhu; her yerde hazır bulunan ve her şeyi dolduran; iyiliklerin hazinesi ve hayat verici; gel, lütfet ve içimize yerleş; bizi her lekeden temizle, ey İyiliksever; ve canlarımızı kurtar. (ذوكصابتري كيه إيو كي آجيو ابنيفماتي Δόξα Πατρί καὶ Υἱῷ καὶ Ἁγίῳ Πνεύματι - Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun.)
Ey Kurtarıcı, öğrencilerinle olduğun ve onlara selam verdiğin gibi; bize de gel, bizimle ol, selamını bağışla, kurtar ve canlarımızı kurtuluşa eriştir. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Kutsal mekânında durduğumuzda, sanki gökte duruyormuşuz gibi sayılırız. Ey Theotokos, sen göğün kapısısın; bize merhamet kapısını aç.
Κύριε ἐλέησον Kyrie eleison (Ya Rab merhamet et) 41 kez
Kutsal, Kutsal, Kutsal
Kutsal, kutsal, kutsal; Rab Sabaoth. Gökyüzü ve yeryüzü Senin yüceliğin ve onurunla doludur. Bize merhamet et, ey Baba Tanrı, Her Şeye Gücü Yeten. Ey Kutsal Üçlübirlik, bize merhamet et. Ey Rab, kuvvetlerin Tanrısı, bizimle ol; çünkü sıkıntı ve dertlerimizde bizden başka yardımcımız yoktur.
Ey Tanrı, irademizle yaptığımız ve irademiz dışında yaptığımız, bilerek işlediğimiz ve bilmeden yaptığımız, gizli ve açık tüm kötülüklerimizi çöz, bağışla, affet. Ya Rab, adımız üzerine çağrılan kutsal adın uğruna bunları bize bağışla; merhametine göre, ya Rab, günahlarımıza göre değil.
Ve bizi şükrederek söylemeye layık kıl: Göklerde olan Babamız...
İkinci Nöbet (Hizmet)
MEZMUR 118 (VIII)
Ne mutlu yolları temiz olanlara,RABbin yasasına göre yaşayanlara! 119. Mezmur akrostiş biçimde yazılmış bir şiirdir.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara,Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!
Hiç haksızlık etmezler,Onun yolunda yürürler.
Koyduğun koşullaraDikkatle uyulmasını buyurdun.
Keşke kararlı olsamSenin kurallarına uymakta!
Hiç utanmayacağım,Bütün buyruklarını izledikçe.
Şükredeceğim sana temiz yürekle,Adil hükümlerini öğrendikçe.
Kurallarını yerine getireceğim,Bırakma beni hiçbir zaman!
Genç insan yolunu nasıl temiz tutar?Senin sözünü tutmakla.
Bütün yüreğimle sana yöneliyorum,İzin verme buyruklarından sapmama!
Aklımdan çıkarmam sözünü,Sana karşı günah işlememek için.
Övgüler olsun sana, ya RAB,Bana kurallarını öğret.
Ağzından çıkan bütün hükümleriDudaklarımla yineliyorum.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken,Sanki benim oluyor bütün hazineler.
Koşullarını derin derin düşünüyorum,Yollarını izlerken.
Zevk alıyorum kurallarından,Sözünü unutmayacağım.
Ben kuluna iyilik et ki yaşayayım,Sözüne uyayım.
Gözlerimi aç,Yasandaki harikaları göreyim.
Garibim bu dünyada,Buyruklarını benden gizleme!
İçim tükeniyor,Her an hükümlerini özlemekten.
Buyruklarından sapanLanetli küstahları azarlarsın.
Uzaklaştır benden küçümsemeleri, hakaretleri,Çünkü öğütlerini tutuyorum.
Önderler toplanıp beni kötüleseler bile,Ben kulun senin kurallarını derin derin düşüneceğim.
Öğütlerin benim zevkimdir,Bana akıl verirler.
Toza toprağa serildim,Sözün uyarınca yaşam ver bana.
Yaptıklarımı açıkladım, beni yanıtladın;Kurallarını öğret bana!
Koşullarını anlamamı sağla ki,Harikalarının üzerinde düşüneyim.
İçim eriyor kederden,Sözün uyarınca güçlendir beni!
Yalan yoldan uzaklaştır,Yasan uyarınca lütfet bana.
Ben sadakat yolunu seçtim,Hükümlerini uygun gördüm.
Öğütlerine dört elle sarıldım, ya RAB,Utandırma beni!
İçime huzur verdiğin içinBuyrukların doğrultusunda koşacağım.
Kurallarını nasıl izleyeceğimi öğret bana, ya RAB,Öyle ki, onları sonuna kadar izleyeyim.
Anlamamı sağla, yasana uyayım,Bütün yüreğimle onu yerine getireyim.
Buyrukların doğrultusunda yol göster bana,Çünkü yolundan zevk alırım.
Yüreğimi haksız kazanca değil,Kendi öğütlerine yönelt.
Gözlerimi boş şeylerden çevir,Beni kendi yolunda yaşat.
Senden korkulması içinBen kuluna verdiğin sözü yerine getir.
Korktuğum hakaretten uzak tut beni,Çünkü senin ilkelerin iyidir.
Çok özlüyorum senin koşullarını!Beni doğruluğunun içinde yaşat!
Bana sevgini göster, ya RAB,Sözün uyarınca kurtar beni!
O zaman beni aşağılayanlaraGereken yanıtı verebilirim,Çünkü senin sözüne güvenirim.
Gerçeğini ağzımdan düşürme,Çünkü senin hükümlerine umut bağladım.
Yasana sürekli,Sonsuza dek uyacağım.
Özgürce yürüyeceğim,Çünkü senin koşullarına yöneldim ben.
Kralların önünde senin öğütlerinden söz edecek,Utanç duymayacağım.
Senin buyruklarından zevk alıyor,Onları seviyorum.
Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına,Derin derin düşünüyorum kurallarını.
Kuluna verdiğin sözü anımsa,Bununla umut verdin bana.
Acı çektiğimde beni avutan budur,Sözün bana yaşam verir.
Çok eğlendiler küstahlar benimle,Yine de yasandan şaşmadım.
Geçmişte verdiğin hükümleri anımsayınca,Avundum, ya RAB.
Çileden çıkıyorum,Yasanı terk eden kötüler yüzünden.
Senin kurallarındır ezgilerimin konusu,Konuk olduğum bu dünyada.
Gece adını anarım, ya RAB,Yasana uyarım.
Tek yaptığım,Senin koşullarına uymak.
Benim payıma düşen sensin, ya RAB,Sözlerini yerine getireceğim, dedim.
Bütün yüreğimle sana yakardım.Lütfet bana, sözün uyarınca.
Tuttuğum yolları düşündüm,Senin öğütlerine göre adım attım.
Buyruklarına uymak içinElimi çabuk tuttum, oyalanmadım.
Kötülerin ipleri beni sardı,Yasanı unutmadım.
Doğru hükümlerin içinGece yarısı kalkıp sana şükrederim.
Dostuyum bütün senden korkanların,Koşullarına uyanların.
Yeryüzü sevginle dolu, ya RAB,Kurallarını öğret bana!
Ya RAB, iyilik ettin kuluna,Sözünü tuttun.
Bana sağduyu ve bilgi ver,Çünkü inanıyorum buyruklarına.
Acı çekmeden önce yoldan sapardım,Ama şimdi sözüne uyuyorum.
Sen iyisin, iyilik edersin;Bana kurallarını öğret.
Küstahlar yalanlarla beni lekeledi,Ama ben bütün yüreğimle senin koşullarına uyarım.
Onların yüreği yağ bağladı,Bense zevk alırım yasandan.
İyi oldu acı çekmem;Çünkü kurallarını öğreniyorum.
Ağzından çıkan yasa benim içinBinlerce altın ve gümüşten daha değerlidir.
Senin ellerin beni yarattı, biçimlendirdi.Anlamamı sağla ki buyruklarını öğreneyim.
Senden korkanlar beni görünce sevinsin,Çünkü senin sözüne umut bağladım.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir;Bana acı çektirirken bile sadıksın.
Ben kuluna verdiğin söz uyarınca,Sevgin beni avutsun.
Sevecenlik göster bana, yaşayayım,Çünkü yasandan zevk alıyorum.
Utansın küstahlar beni yalan yere suçladıkları için.Bense senin koşullarını düşünüyorum.
Bana dönsün senden korkanlar,Öğütlerini bilenler.
Yüreğim kusursuz uysun kurallarına,Öyle ki, utanç duymayayım.
İçim tükeniyor senin kurtarışını özlerken,Senin sözüne umut bağladım ben.
Gözümün feri sönüyor söz verdiklerini beklemekten,"Ne zaman avutacaksın beni?" diye soruyorum.
Dumandan kararmış tuluma döndüm,Yine de unutmuyorum kurallarını.
Daha ne kadar bekleyecek kulun?Ne zaman yargılayacaksın bana zulmedenleri?
Çukur kazdılar benim içinYasana uymayan küstahlar.
Bütün buyrukların güvenilirdir;Haksız yere zulmediyorlar, yardım et bana!
Nerdeyse sileceklerdi beni yeryüzünden,Ama ben senin koşullarından ayrılmadım.
Koru canımı sevgin uyarınca,Tutayım ağzından çıkan öğütleri.
Ya RAB, sözünGöklerde sonsuza dek duruyor.
Sadakatin kuşaklar boyu sürüyor,Kurduğun yeryüzü sapasağlam duruyor.
Bugün hükümlerin uyarınca ayakta duran her şeySana kulluk ediyor.
Eğer yasan zevk kaynağım olmasaydı,Çektiğim acılardan yok olurdum.
Koşullarını asla unutmayacağım,Çünkü onlarla bana yaşam verdin.
Kurtar beni, çünkü seninim,Senin koşullarına yöneldim.
Kötüler beni yok etmeyi beklerken,Ben senin öğütlerini inceliyorum.
Kusursuz olan her şeyin bir sonu olduğunu gördüm,Ama senin buyruğun sınır tanımaz.
Ne kadar severim yasanı!Bütün gün düşünürüm onun üzerinde.
Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar,Çünkü her zaman aklımdadır onlar.
Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım,Çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum.
Yaşlılardan daha bilgeyim,Çünkü senin koşullarına uyuyorum.
Sakınırım her kötü yoldan,Senin sözünü tutmak için.
Ayrılmam hükümlerinden,Çünkü bana sen öğrettin.
Ne tatlı geliyor verdiğin sözler damağıma,Baldan tatlı geliyor ağzıma!
Senin koşullarına uymakla bilgelik kazanıyorum,Bu yüzden nefret ediyorum her yanlış yoldan.
Sözün adımlarım için çıra,Yolum için ışıktır.
Adil hükümlerini izleyeceğime ant içtim,Andımı tutacağım.
Çok sıkıntı çektim, ya RAB;Koru hayatımı sözün uyarınca.
Ağzımdan çıkan içten övgüleriKabul et, ya RAB,Bana hükümlerini öğret.
Hayatım her an tehlikede,Yine de unutmam yasanı.
Kötüler tuzak kurdu bana,Yine de sapmadım senin koşullarından.
Öğütlerin sonsuza dek mirasımdır,Yüreğimin sevincidir onlar.
KararlıyımSonuna kadar senin kurallarına uymaya.
Döneklerden tiksinir,Senin yasanı severim.
Sığınağım ve kalkanım sensin,Senin sözüne umut bağlarım.
Ey kötüler, benden uzak durun,Tanrımın buyruklarını yerine getireyim.
Sözün uyarınca destek ol bana, yaşam bulayım;Umudumu boşa çıkarma!
Sıkı tut beni, kurtulayım,Her zaman kurallarını dikkate alayım.
Kurallarından sapan herkesi reddedersin,Çünkü onların hileleri boştur.
Dünyadaki kötüleri cüruf gibi atarsın,Bu yüzden severim senin öğütlerini.
Bedenim ürperiyor dehşetinden,Korkuyorum hükümlerinden.
Adil ve doğru olanı yaptım,Gaddarların eline bırakma beni!
Güven altına al kulunun mutluluğunu,Baskı yapmasın bana küstahlar.
Gözümün feri sönüyor,Beni kurtarmanı,Adil sözünü yerine getirmeni beklemekten.
Kuluna sevgin uyarınca davran,Bana kurallarını öğret.
Ben senin kulunum, bana akıl ver ki,Öğütlerini anlayabileyim.
Ya RAB, harekete geçmenin zamanıdır,Yasanı çiğniyorlar.
Bu yüzden senin buyruklarını,Altından, saf altından daha çok seviyorum;
Koyduğun koşulların hepsini doğru buluyorum,Her yanlış yoldan tiksiniyorum.
Harika öğütlerin var,Bu yüzden onlara candan uyuyorum.
Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar,Saf insanlara akıl verir.
Ağzım açık, soluk soluğayım,Çünkü buyruklarını özlüyorum.
Bana lütufla bak,Adını sevenlere her zaman yaptığın gibi.
Adımlarımı pekiştir verdiğin söz uyarınca,Hiçbir suç bana egemen olmasın.
Kurtar beni insan baskısından,Koşullarına uyabileyim.
Yüzün aydınlık saçsın kulunun üzerine,Kurallarını öğret bana.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden,Çünkü uymuyorlar yasana.
Sen adilsin, ya RAB,Hükümlerin doğrudur.
Buyurduğun öğütler doğruVe tam güvenilirdir.
Gayretim beni tüketti,Çünkü düşmanlarım unuttu senin sözlerini.
Sözün çok güvenilirdir,Kulun onu sever.
Önemsiz ve horlanan biriyim ben,Ama koşullarını unutmuyorum.
Adaletin sonsuza dek doğrudur,Yasan gerçektir.
Sıkıntıya, darlığa düştüm,Ama buyrukların benim zevkimdir.
Öğütlerin sonsuza dek doğrudur;Bana akıl ver ki, yaşayayım.
Bütün yüreğimle haykırıyorum,Yanıtla beni, ya RAB!Senin kurallarına uyacağım.
Sana sesleniyorum,Kurtar beni,Öğütlerine uyayım.
Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim,Senin sözüne umut bağladım.
Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye,Gece boyunca uyku girmiyor gözüme.
Sevgin uyarınca sesime kulak ver,Hükümlerin uyarınca, ya RAB, yaşam ver bana!
Yaklaşıyor kötülük ardınca koşanlar,Yasandan uzaklaşıyorlar.
Oysa sen yakınsın, ya RAB,Bütün buyrukların gerçektir.
Çoktan beri anladımÖğütlerini sonsuza dek verdiğini.
Çektiğim sıkıntıyı gör, kurtar beni,Çünkü yasanı unutmadım.
Davamı savun, özgür kıl beni,Sözün uyarınca koru canımı.
Kurtuluş kötülerden uzaktır,Çünkü senin kurallarına yönelmiyorlar.
Çok sevecensin, ya RAB,Hükümlerin uyarınca koru canımı.
Bana zulmedenler, düşmanlarım çok,Yine de sapmadım senin öğütlerinden.
Tiksinerek bakıyorum hainlere,Çünkü uymuyorlar senin sözüne.
Bak, ne kadar seviyorum koşullarını,Sevgin uyarınca, ya RAB, koru canımı.
Sözlerinin temeli gerçektir,Doğru hükümlerinin tümü sonsuza dek sürecektir.
Yok yere zulmediyor bana önderler,Oysa yüreğim senin sözünle titrer.
Ganimet bulan biri gibiVerdiğin sözlerde sevinç bulurum.
Tiksinir, iğrenirim yalandan,Ama senin yasanı severim.
Doğru hükümlerin içinSeni günde yedi kez överim.
Yasanı sevenler büyük esenlik bulur,Hiçbir şey sendeletmez onları.
Ya RAB, kurtarışına umut bağlar,Buyruklarını yerine getiririm.
Öğütlerine candan uyar,Onları çok severim.
Öğütlerini, koşullarını uygularım,Çünkü bütün davranışlarımı görürsün sen.
Feryadım sana erişsin, ya RAB,Sözün uyarınca akıl ver bana!
Yalvarışım sana ulaşsın;Verdiğin söz uyarınca kurtar beni!
Dudaklarımdan övgüler aksın,Çünkü bana kurallarını öğretiyorsun.
Dilimde sözün ezgilere dönüşsün,Çünkü bütün buyrukların doğrudur.
Elin bana yardıma hazır olsun,Çünkü senin koşullarını seçtim ben.
Kurtarışını özlüyorum, ya RAB,Yasan zevk kaynağımdır.
Beni yaşat ki, sana övgüler sunayım,Hükümlerin bana yardımcı olsun.
Kaybolmuş koyun gibi avare dolaşıyordum;Kulunu ara,Çünkü buyruklarını unutmadım ben.
MEZMUR 118 (IX)
Sıkıntıya düşünce RABbe seslendim;Yanıtladı beni.
Ya RAB, kurtar canımı yalancı dudaklardan,Aldatıcı dillerden! için Yeruşalime çıkarken söylenen ezgi.
Ey aldatıcı dil,RAB ne verecek sana,Daha ne verecek?
Yiğidin sivri oklarıylaRetem çalısından alevli korlar!
Vay bana, Meşekte garip kaldım sanki,Kedar çadırları arasında oturdum.
Fazla kaldımBarıştan nefret edenler arasında.
Ben barış yanlısıyım,Ama söze başladığımda,Onlar savaşa kalkıyor!
MEZMUR 118 (X)
Gözlerimi dağlara kaldırıyorum,Nereden yardım gelecek?
Yeri göğü yaratanRABden gelecek yardım.
O ayaklarının kaymasına izin vermez,Seni koruyan uyuklamaz.
İsrailin koruyucusu ne uyur ne uyuklar.
Senin koruyucun RABdir,O sağ yanında sana gölgedir.
Gündüz güneş,Gece ay sana zarar vermez.
RAB her kötülükten seni korur,Esirger canını.
Şimdiden sonsuza dekRAB koruyacak gidişini, gelişini.
MEZMUR 118 (XI)
Bana: "RABbin evine gidelim" dendikçeSevinirim.
Ayaklarımız senin kapılarında,Ey Yeruşalim!
Bitişik nizamda kurulmuş bir kenttirYeruşalim!
Oymaklar çıkar oraya, RABbin oymakları,İsraile verilen öğüt uyarınca,RABbin adına şükretmek için.
Çünkü orada yargı tahtları,Davut soyunun tahtları kurulmuştur.
Esenlik dileyin Yeruşalime:"Huzur bulsun seni sevenler!
Surlarına esenlik,Saraylarına huzur egemen olsun!"
Kardeşlerim, dostlarım için,"Esenlik olsun sana!" derim.
Tanrımız RAB'bin evi içinİyilik dilerim sana.
MEZMUR 118 (XII)
Gözlerimi sana kaldırıyorum,Ey göklerde taht kuran!
Nasıl kulların gözleri efendilerinin,Hizmetçinin gözleri hanımının eline bakarsa,Bizim gözlerimiz de RAB Tanrımıza öyle bakar,O bize acıyıncaya dek.
Acı bize, ya RAB, acı;Gördüğümüz hakaret yeter de artar.
Rahat yaşayanların alayları,Küstahların hakaretiCanımıza yetti.
MEZMUR 118 (XIII)
RAB bizden yana olmasaydı,Desin şimdi İsrail:
RAB bizden yana olmasaydı,İnsanlar bize saldırdığında,
Diri diri yutarlardı bizi,Öfkeleri bize karşı alevlenince.
Sular silip süpürürdü bizleri,Seller geçerdi üzerimizden.
Kabaran sularAşardı başımızdan.
Övgüler olsunBizi onların ağzına yem etmeyen RABbe!
Bir kuş gibiKurtuldu canımız avcının tuzağından,Kırıldı tuzak, kurtulduk.
Yeri göğü yaratanRAB'bin adı yardımcımızdır.
MEZMUR 118 (XIV)
RABbe güvenenler Siyon Dağına benzer,Sarsılmaz, sonsuza dek durur.
Dağlar Yeruşalimi nasıl kuşatmışsa,RAB de halkını öyle kuşatmıştır,Şimdiden sonsuza dek.
Kalmayacak kötülerin asası,Doğruların payına düşen toprakta,Yoksa doğrular haksızlığa el uzatabilir.
İyilik et, ya RAB,İyilere, yüreği temiz olanlara.
Ama kendi halkından eğri yollara sapanları,RAB kötü uluslarla birlikte kovacak. İsrail'e esenlik olsun!
MEZMUR 118 (XV)
RAB sürgünleri Siyona geri getirince,Rüya gibi geldi bize. Siyonu eski gönencine kavuşturunca".
Ağzımız gülüşlerle,Dilimiz sevinç çığlıklarıyla doldu."RAB onlar için büyük işler yaptı"Diye konuşuldu uluslar arasında.
RAB bizim için büyük işler yaptı,Sevinç doldu içimiz.
Ya RAB, eski gönencimize kavuştur bizi,Negevde suya kavuşan vadiler gibi.
Gözyaşları içinde ekenler,Sevinç çığlıklarıyla biçecek;
Ağlayarak tohum çuvalını taşıyıp dolaşan,Sevinç çığlıkları atarak demetlerle dönecek.
MEZMUR 118 (XVI)
Evi RAB yapmazsa,Yapıcılar boşuna didinir.Kenti RAB korumazsa,Bekçi boşuna bekler.
Boşuna erken kalkıpGeç yatıyorsunuz.Ey zahmetle kazanılan ekmeği yiyenler,RAB sevdiklerinin rahat uyumasını sağlar.
Çocuklar RABbin verdiği bir armağandır,Rahmin ürünü bir ödüldür.
Yiğidin elinde nasılsa oklar,Öyledir gençlikte doğan çocuklar.
Ne mutlu ok kılıfı onlarla dolu insana!Kent kapısında hasımlarıyla tartışırkenUtanç duymayacaklar. kapısında yapılırdı.
MEZMUR 118 (XVII)
Ne mutlu RABden korkana,Onun yolunda yürüyene!
Emeğinin ürününü yiyeceksin,Mutlu ve başarılı olacaksın.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak;Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.
İşte RABden korkan kişiBöyle kutsanacak.
RAB seni Siyondan kutsasın!Yeruşalimin gönencini göresin,Bütün yaşamın boyunca!
Çocuklarının çocuklarını göresin! İsrail'e esenlik olsun!
Yüz yirmi yedinci Mezmur
Rab'bi korkan ve yollarında yürüyen herkes ne mutlu! Emeğinin ürününü yiyeceksin; mutlu ve iyi olacaksın. Karın evinin içinde verimli bir asma gibi olacak; çocukların sofranın çevresinde zeytin fidanlarına benzeyecek. İşte Rab'bi korkan adam böyle kutsanacak. Rab seni Siyon'dan kutsasın; yaşamın boyunca Yeruşalim'in iyiliğini göresin; çocuklarının çocuklarını göresin. İsrail'e esenlik olsun. Alleluia.
Yüz yirmi sekizinci Mezmur
Gençliğimden beri beni çok kez sıkıştırdılar – İsrail böyle desin –; gençliğimden beri beni çok kez sıkıştırdılar, ama bana üstün gelemediler. Günahkârlar sırtımı dövdüler, suçlarını uzattılar. Rab doğru olandır; günahkârların boyunlarını keser. Siyon'u nefret edenlerin hepsi utansın ve gerisin geri dönsün; çatıların üzerindeki otu gibi olsunlar; biçilmeden önce kurur gider; biçici elini onunla doldurmaz, demet bağlayan kucağına almaz; yanından geçenler de, 'Rab'bin bereketi üzerinize olsun; sizi Rab'bin adıyla kutsuyoruz' demezler. Alleluia.
(Luka 7: 36-50) Ferisilerden biri O'na yemek yemesi için yalvardı. Ferisi'nin evine girdi ve sofraya oturdu. Kentte "günahkâr" diye tanınan bir kadın vardı. İsa'nın Ferisi'nin evinde sofrada olduğunu öğrenince, yanına alabaster bir kap içinde güzel kokulu yağ getirdi. Ağlayarak İsa'nın arkasında, ayakları dibinde durdu; gözyaşlarıyla O'nun ayaklarını ıslattı ve saçlarıyla sildi; O'nun ayaklarını öpüyor ve güzel kokulu yağla mesh ediyordu. İsa'yı çağıran Ferisi bunu görünce içinden, "Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim olduğunu ve nasıl biri olduğunu bilirdi; onun günahkâr olduğunu anlardı" dedi. İsa ona, "Simun, sana söyleyecek bir sözüm var" dedi. O da, "Söyle, Öğretmen" dedi. "Bir alacaklının iki borçlusu vardı: Birinin beş yüz dinar, ötekinin elli dinar borcu vardı. Ödeyemeyince, ikisini de bağışladı. Bu durumda hangisi onu daha çok sever?" Simun, "Sanırım çok bağışlanan" dedi. İsa, "Doğru karar verdin" dedi. Sonra kadın'a dönerek Simun'a, "Bu kadını görüyor musun? Evine girdim; ayaklarıma su vermedin; ama bu kadın ayaklarımı gözyaşlarıyla ıslattı, saçlarıyla sildi. Beni öpmedin; ama bu kadın ben geldiğimden beri ayaklarımı öpmekten geri durmadı. Başımı zeytinyağıyla meshetmedin; o ise ayaklarımı güzel kokulu yağla mesh etti. Bu nedenle sana söylüyorum: Onun çok olan günahları bağışlanmıştır; çünkü çok sevdi. Az bağışlanan ise az sever." Sonra kadına, "Günahların bağışlandı" dedi. Sofrada yatanlar kendi içlerinde, "Günahları da bağışlayan bu kim?" demeye başladılar. İsa kadına, "İmanın seni kurtardı; esenlikle git" dedi. (Ve yücelik her zaman Tanrı'nındır.)
Kesitler (Tropar)
Bana, ya Rab, günahkâr kadına eskiden verdiğin gibi bol gözyaşı pınarları ver; beni sapkınlık yolundan kurtaran Senin ayaklarını ıslatmaya layık kılsınlar; Sana üstün kokulu yağ sunayım ve tövbe ile pak bir yaşam edineyim; böylece sevinçle dolu şu sesi işiteyim: "İmanın seni kurtardı." (ذوكصابتري كيه إيو كي آجيو ابنيفماتي Δόξα Πατρί καὶ Υἱῷ καὶ Ἁγίῳ Πνεύματι - Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun.)
Kötü işlerimin çokluğunu düşündüğümde ve o korkunç yargı fikri kalbime geldiğinde titreme beni alır; Sana kaçarım, ey insanları seven Tanrı; yüzünü benden çevirme; yalnız Sen günahsızsın; son gelmeden önce perişan canıma huşu bağışla ve beni kurtar. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰῶνας τῶν αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Gökler, ey lütufla dolu, evliliği olmayan gelin, seni mutlu sayar; biz de anlaşılamaz doğumunu överiz. Ey Theotokos, merhametin ve kurtuluşun Annesi; canlarımızın kurtuluşu için şefaat et. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰῶνας τῶν αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Ey göksel Kral, Teselli Edici, Hakikat Ruhu; her yerde hazır bulunan ve her şeyi dolduran; iyiliklerin hazinesi ve hayat verici; gel, lütfet ve içimize yerleş; bizi her lekeden temizle, ey İyiliksever; ve canlarımızı kurtar. (ذوكصابتري كيه إيو كي آجيو ابنيفماتي Δόξα Πατρί καὶ Υἱῷ καὶ Ἁγίῳ Πνεύματι - Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun.)
Ey Kurtarıcı, öğrencilerinle olduğun ve onlara selam verdiğin gibi; bize de gel, bizimle ol, selamını bağışla, kurtar ve canlarımızı kurtuluşa eriştir. (كي نين، كي آ إي، كي ايستوس إي أوناس تون إي أونون آمين Καὶ νῦν καὶ ἀεὶ καὶ εἰς τοὺς αἰώνων. Ἀμήν - şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin.)
Kutsal mekânında durduğumuzda, sanki gökte duruyormuşuz gibi sayılırız. Ey Theotokos, sen göğün kapısısın; bize merhamet kapısını aç.
Κύριε ἐλέησον Kyrie eleison (Ya Rab merhamet et) 41 kez
Üç Kutsal (Trisagion)
Kutsal Tanrı, Kutsal Güçlü, Kutsal Ölümsüz, Bakire'den doğan, bize merhamet et. Kutsal Tanrı, Kutsal Güçlü, Kutsal Ölümsüz, bizim için çarmıha gerilen, bize merhamet et. Kutsal Tanrı, Kutsal Güçlü, Kutsal Ölümsüz, ölülerden dirilen ve göklere yükselen, bize merhamet et. Baba'ya, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a yücelik olsun; şimdi, her zaman ve çağların çağlarına dek. Âmin. Ey Kutsal Üçlübirlik, bize merhamet et. Ey Kutsal Üçlübirlik, bize merhamet et. Ey Kutsal Üçlübirlik, bize merhamet et.
Ya Rab, günahlarımızı bağışla. Ya Rab, suçlarımızı affet. Ya Rab, kusurlarımızı esirge. Ya Rab, halkının hastalarını ziyaret et; kutsal adın uğruna onları şifa ver. Babalarımız ve kardeşlerimiz arasında uyuyanlar – ya Rab, onların canlarını rahatlat. Ey günahsız olan, ya Rab, bize merhamet et. Ey günahsız olan, ya Rab, bize yardım et ve dileklerimizi Sana kabul buyur; çünkü yücelik, kudret ve üçlü kutsama Senindir. Ya Rab merhamet et. Ya Rab merhamet et. Ya Rab, bereket ver. Âmin.
Ve bizi şükrederek söylemeye layık kıl: Göklerde olan Babamız....
Sana tapınırız, ey Mesih, İyi Baban ve Kutsal Ruh ile birlikte; çünkü geldin ve bizi kurtardın
Gençliğimden beri bana sık sık saldırdılar;Şimdi söylesin İsrail:
"Gençliğimden beri bana sık sık saldırdılar,Ama yenemediler beni.
Çiftçiler saban sürdüler sırtımda,Upuzun iz bıraktılar."
Ama RAB adildir,Kesti kötülerin bağlarını.
Siyondan nefret eden herkesUtanç içinde geri çekilsin.
Damlardaki ota,Büyümeden kuruyan ota dönsünler.
Orakçı avucunu,Demetçi kucağını dolduramaz onunla.
Yoldan geçenler de,"RAB sizi kutsasın,RAB'bin adıyla sizi kutsarız" demezler.
Sonra ibadet eden şöyle dua eder:
Derinliklerden sana sesleniyorum, ya RAB,
Sesimi işit, ya Rab,Yalvarışıma iyi kulak ver!
Ya RAB, sen suçların hesabını tutsan,Kim ayakta kalabilir, ya Rab?
Ama sen bağışlayıcısın,Öyle ki senden korkulsun.
RABbi gözlüyorum,Canım RABbi gözlüyor,Umut bağlıyorum Onun sözüne.
Sabahı gözleyenlerden,Evet, sabahı gözleyenlerden daha çok,Canım Rabbi gözlüyor.
Ey İsrail, RABbe umut bağla!Çünkü RABde sevgi,Tam kurtuluş vardır.
İsrail'i bütün suçlarındanFidyeyle O kurtaracaktır.
KUTSAL, KUTSAL, KUTSAL
Ya RAB, yüreğimde gurur yok,Gözüm yükseklerde değil.Büyük işlerle,Kendimi aşan harika işlerle uğraşmıyorum.
Tersine, ana kucağında sütten kesilmiş çocuk gibi,Kendimi yatıştırıp huzur buldum,Sütten kesilmiş çocuğa döndüm.
Ey İsrail, RAB'be umut bağlaŞimdiden sonsuza dek!
HER SAATİN KAPANIŞ DUASI
Ya RAB, Davutun hatırı için,Çektiği bütün zorlukları,Sana nasıl ant içtiğini,Yakupun güçlü Tanrısına adak adadığını anımsa:
"Evime gitmeyeceğim,Yatağıma uzanmayacağım,
Gözlerime uyku girmeyecek,Göz kapaklarım kapanmayacak,
RABbe bir yer,Yakupun güçlü Tanrısına bir konut buluncaya dek."
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk,Onu Yaar kırlarında bulduk.
"RABbin konutuna gidelim,Ayağının taburesi önünde tapınalım" dedik.
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere,Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.
Kâhinlerin doğruluğu kuşansın,Sadık kulların sevinç çığlıkları atsın.
Kulun Davutun hatırı için,Meshettiğin krala yüz çevirme.
RAB Davuta kesin ant içti,Andından dönmez:"Senin soyundan birini tahtına oturtacağım.
Eğer oğulların antlaşmama,Vereceğim öğütlere uyarlarsa,Onların oğulları da sonsuza dekSenin tahtına oturacak."
Çünkü RAB Siyonu seçti,Onu konut edinmek istedi.
"Sonsuza dek yaşayacağım yer budur" dedi,"Burada oturacağım, çünkü bunu kendim istedim.
Çok bereketli kılacağım erzağını,Yiyecekle doyuracağım yoksullarını.
Kurtuluşla donatacağım kâhinlerini;Hep sevinç ezgileri söyleyecek sadık kulları.
Burada Davut soyundan güçlü bir kral çıkaracağım,Meshettiğim kralın soyunuIşık olarak sürdüreceğim.
Düşmanlarını utanca bürüyeceğim,Ama onun başındaki taç parıldayacak."
İkinci Nöbet
Ne iyi, ne güzeldir,Birlik içinde kardeşçe yaşamak!
Başa sürülen değerli yağ gibi,Sakaldan, Harunun sakalındanKaftanının yakasına dek inen yağ gibi.
Hermon Dağı'na yağan çiySiyon dağlarına yağıyor sanki.Çünkü RAB orada bereketi,Sonsuz yaşamı buyurdu.
MEZMUR 119
Ne mutlu yolları temiz olanlara,RABbin yasasına göre yaşayanlara! 119. Mezmur akrostiş biçimde yazılmış bir şiirdir.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara,Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!
Hiç haksızlık etmezler,Onun yolunda yürürler.
Koyduğun koşullaraDikkatle uyulmasını buyurdun.
Keşke kararlı olsamSenin kurallarına uymakta!
Hiç utanmayacağım,Bütün buyruklarını izledikçe.
Şükredeceğim sana temiz yürekle,Adil hükümlerini öğrendikçe.
Kurallarını yerine getireceğim,Bırakma beni hiçbir zaman!
Genç insan yolunu nasıl temiz tutar?Senin sözünü tutmakla.
Bütün yüreğimle sana yöneliyorum,İzin verme buyruklarından sapmama!
Aklımdan çıkarmam sözünü,Sana karşı günah işlememek için.
Övgüler olsun sana, ya RAB,Bana kurallarını öğret.
Ağzından çıkan bütün hükümleriDudaklarımla yineliyorum.
Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken,Sanki benim oluyor bütün hazineler.
Koşullarını derin derin düşünüyorum,Yollarını izlerken.
Zevk alıyorum kurallarından,Sözünü unutmayacağım.
Ben kuluna iyilik et ki yaşayayım,Sözüne uyayım.
Gözlerimi aç,Yasandaki harikaları göreyim.
Garibim bu dünyada,Buyruklarını benden gizleme!
İçim tükeniyor,Her an hükümlerini özlemekten.
Buyruklarından sapanLanetli küstahları azarlarsın.
Uzaklaştır benden küçümsemeleri, hakaretleri,Çünkü öğütlerini tutuyorum.
Önderler toplanıp beni kötüleseler bile,Ben kulun senin kurallarını derin derin düşüneceğim.
Öğütlerin benim zevkimdir,Bana akıl verirler.
Toza toprağa serildim,Sözün uyarınca yaşam ver bana.
Yaptıklarımı açıkladım, beni yanıtladın;Kurallarını öğret bana!
Koşullarını anlamamı sağla ki,Harikalarının üzerinde düşüneyim.
İçim eriyor kederden,Sözün uyarınca güçlendir beni!
Yalan yoldan uzaklaştır,Yasan uyarınca lütfet bana.
Ben sadakat yolunu seçtim,Hükümlerini uygun gördüm.
Öğütlerine dört elle sarıldım, ya RAB,Utandırma beni!
İçime huzur verdiğin içinBuyrukların doğrultusunda koşacağım.
Kurallarını nasıl izleyeceğimi öğret bana, ya RAB,Öyle ki, onları sonuna kadar izleyeyim.
Anlamamı sağla, yasana uyayım,Bütün yüreğimle onu yerine getireyim.
Buyrukların doğrultusunda yol göster bana,Çünkü yolundan zevk alırım.
Yüreğimi haksız kazanca değil,Kendi öğütlerine yönelt.
Gözlerimi boş şeylerden çevir,Beni kendi yolunda yaşat.
Senden korkulması içinBen kuluna verdiğin sözü yerine getir.
Korktuğum hakaretten uzak tut beni,Çünkü senin ilkelerin iyidir.
Çok özlüyorum senin koşullarını!Beni doğruluğunun içinde yaşat!
Bana sevgini göster, ya RAB,Sözün uyarınca kurtar beni!
O zaman beni aşağılayanlaraGereken yanıtı verebilirim,Çünkü senin sözüne güvenirim.
Gerçeğini ağzımdan düşürme,Çünkü senin hükümlerine umut bağladım.
Yasana sürekli,Sonsuza dek uyacağım.
Özgürce yürüyeceğim,Çünkü senin koşullarına yöneldim ben.
Kralların önünde senin öğütlerinden söz edecek,Utanç duymayacağım.
Senin buyruklarından zevk alıyor,Onları seviyorum.
Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına,Derin derin düşünüyorum kurallarını.
Kuluna verdiğin sözü anımsa,Bununla umut verdin bana.
Acı çektiğimde beni avutan budur,Sözün bana yaşam verir.
Çok eğlendiler küstahlar benimle,Yine de yasandan şaşmadım.
Geçmişte verdiğin hükümleri anımsayınca,Avundum, ya RAB.
Çileden çıkıyorum,Yasanı terk eden kötüler yüzünden.
Senin kurallarındır ezgilerimin konusu,Konuk olduğum bu dünyada.
Gece adını anarım, ya RAB,Yasana uyarım.
Tek yaptığım,Senin koşullarına uymak.
Benim payıma düşen sensin, ya RAB,Sözlerini yerine getireceğim, dedim.
Bütün yüreğimle sana yakardım.Lütfet bana, sözün uyarınca.
Tuttuğum yolları düşündüm,Senin öğütlerine göre adım attım.
Buyruklarına uymak içinElimi çabuk tuttum, oyalanmadım.
Kötülerin ipleri beni sardı,Yasanı unutmadım.
Doğru hükümlerin içinGece yarısı kalkıp sana şükrederim.
Dostuyum bütün senden korkanların,Koşullarına uyanların.
Yeryüzü sevginle dolu, ya RAB,Kurallarını öğret bana!
Ya RAB, iyilik ettin kuluna,Sözünü tuttun.
Bana sağduyu ve bilgi ver,Çünkü inanıyorum buyruklarına.
Acı çekmeden önce yoldan sapardım,Ama şimdi sözüne uyuyorum.
Sen iyisin, iyilik edersin;Bana kurallarını öğret.
Küstahlar yalanlarla beni lekeledi,Ama ben bütün yüreğimle senin koşullarına uyarım.
Onların yüreği yağ bağladı,Bense zevk alırım yasandan.
İyi oldu acı çekmem;Çünkü kurallarını öğreniyorum.
Ağzından çıkan yasa benim içinBinlerce altın ve gümüşten daha değerlidir.
Senin ellerin beni yarattı, biçimlendirdi.Anlamamı sağla ki buyruklarını öğreneyim.
Senden korkanlar beni görünce sevinsin,Çünkü senin sözüne umut bağladım.
Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir;Bana acı çektirirken bile sadıksın.
Ben kuluna verdiğin söz uyarınca,Sevgin beni avutsun.
Sevecenlik göster bana, yaşayayım,Çünkü yasandan zevk alıyorum.
Utansın küstahlar beni yalan yere suçladıkları için.Bense senin koşullarını düşünüyorum.
Bana dönsün senden korkanlar,Öğütlerini bilenler.
Yüreğim kusursuz uysun kurallarına,Öyle ki, utanç duymayayım.
İçim tükeniyor senin kurtarışını özlerken,Senin sözüne umut bağladım ben.
Gözümün feri sönüyor söz verdiklerini beklemekten,"Ne zaman avutacaksın beni?" diye soruyorum.
Dumandan kararmış tuluma döndüm,Yine de unutmuyorum kurallarını.
Daha ne kadar bekleyecek kulun?Ne zaman yargılayacaksın bana zulmedenleri?
Çukur kazdılar benim içinYasana uymayan küstahlar.
Bütün buyrukların güvenilirdir;Haksız yere zulmediyorlar, yardım et bana!
Nerdeyse sileceklerdi beni yeryüzünden,Ama ben senin koşullarından ayrılmadım.
Koru canımı sevgin uyarınca,Tutayım ağzından çıkan öğütleri.
Ya RAB, sözünGöklerde sonsuza dek duruyor.
Sadakatin kuşaklar boyu sürüyor,Kurduğun yeryüzü sapasağlam duruyor.
Bugün hükümlerin uyarınca ayakta duran her şeySana kulluk ediyor.
Eğer yasan zevk kaynağım olmasaydı,Çektiğim acılardan yok olurdum.
Koşullarını asla unutmayacağım,Çünkü onlarla bana yaşam verdin.
Kurtar beni, çünkü seninim,Senin koşullarına yöneldim.
Kötüler beni yok etmeyi beklerken,Ben senin öğütlerini inceliyorum.
Kusursuz olan her şeyin bir sonu olduğunu gördüm,Ama senin buyruğun sınır tanımaz.
Ne kadar severim yasanı!Bütün gün düşünürüm onun üzerinde.
Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar,Çünkü her zaman aklımdadır onlar.
Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım,Çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum.
Yaşlılardan daha bilgeyim,Çünkü senin koşullarına uyuyorum.
Sakınırım her kötü yoldan,Senin sözünü tutmak için.
Ayrılmam hükümlerinden,Çünkü bana sen öğrettin.
Ne tatlı geliyor verdiğin sözler damağıma,Baldan tatlı geliyor ağzıma!
Senin koşullarına uymakla bilgelik kazanıyorum,Bu yüzden nefret ediyorum her yanlış yoldan.
Sözün adımlarım için çıra,Yolum için ışıktır.
Adil hükümlerini izleyeceğime ant içtim,Andımı tutacağım.
Çok sıkıntı çektim, ya RAB;Koru hayatımı sözün uyarınca.
Ağzımdan çıkan içten övgüleriKabul et, ya RAB,Bana hükümlerini öğret.
Hayatım her an tehlikede,Yine de unutmam yasanı.
Kötüler tuzak kurdu bana,Yine de sapmadım senin koşullarından.
Öğütlerin sonsuza dek mirasımdır,Yüreğimin sevincidir onlar.
KararlıyımSonuna kadar senin kurallarına uymaya.
Döneklerden tiksinir,Senin yasanı severim.
Sığınağım ve kalkanım sensin,Senin sözüne umut bağlarım.
Ey kötüler, benden uzak durun,Tanrımın buyruklarını yerine getireyim.
Sözün uyarınca destek ol bana, yaşam bulayım;Umudumu boşa çıkarma!
Sıkı tut beni, kurtulayım,Her zaman kurallarını dikkate alayım.
Kurallarından sapan herkesi reddedersin,Çünkü onların hileleri boştur.
Dünyadaki kötüleri cüruf gibi atarsın,Bu yüzden severim senin öğütlerini.
Bedenim ürperiyor dehşetinden,Korkuyorum hükümlerinden.
Adil ve doğru olanı yaptım,Gaddarların eline bırakma beni!
Güven altına al kulunun mutluluğunu,Baskı yapmasın bana küstahlar.
Gözümün feri sönüyor,Beni kurtarmanı,Adil sözünü yerine getirmeni beklemekten.
Kuluna sevgin uyarınca davran,Bana kurallarını öğret.
Ben senin kulunum, bana akıl ver ki,Öğütlerini anlayabileyim.
Ya RAB, harekete geçmenin zamanıdır,Yasanı çiğniyorlar.
Bu yüzden senin buyruklarını,Altından, saf altından daha çok seviyorum;
Koyduğun koşulların hepsini doğru buluyorum,Her yanlış yoldan tiksiniyorum.
Harika öğütlerin var,Bu yüzden onlara candan uyuyorum.
Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar,Saf insanlara akıl verir.
Ağzım açık, soluk soluğayım,Çünkü buyruklarını özlüyorum.
Bana lütufla bak,Adını sevenlere her zaman yaptığın gibi.
Adımlarımı pekiştir verdiğin söz uyarınca,Hiçbir suç bana egemen olmasın.
Kurtar beni insan baskısından,Koşullarına uyabileyim.
Yüzün aydınlık saçsın kulunun üzerine,Kurallarını öğret bana.
Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden,Çünkü uymuyorlar yasana.
Sen adilsin, ya RAB,Hükümlerin doğrudur.
Buyurduğun öğütler doğruVe tam güvenilirdir.
Gayretim beni tüketti,Çünkü düşmanlarım unuttu senin sözlerini.
Sözün çok güvenilirdir,Kulun onu sever.
Önemsiz ve horlanan biriyim ben,Ama koşullarını unutmuyorum.
Adaletin sonsuza dek doğrudur,Yasan gerçektir.
Sıkıntıya, darlığa düştüm,Ama buyrukların benim zevkimdir.
Öğütlerin sonsuza dek doğrudur;Bana akıl ver ki, yaşayayım.
Bütün yüreğimle haykırıyorum,Yanıtla beni, ya RAB!Senin kurallarına uyacağım.
Sana sesleniyorum,Kurtar beni,Öğütlerine uyayım.
Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim,Senin sözüne umut bağladım.
Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye,Gece boyunca uyku girmiyor gözüme.
Sevgin uyarınca sesime kulak ver,Hükümlerin uyarınca, ya RAB, yaşam ver bana!
Yaklaşıyor kötülük ardınca koşanlar,Yasandan uzaklaşıyorlar.
Oysa sen yakınsın, ya RAB,Bütün buyrukların gerçektir.
Çoktan beri anladımÖğütlerini sonsuza dek verdiğini.
Çektiğim sıkıntıyı gör, kurtar beni,Çünkü yasanı unutmadım.
Davamı savun, özgür kıl beni,Sözün uyarınca koru canımı.
Kurtuluş kötülerden uzaktır,Çünkü senin kurallarına yönelmiyorlar.
Çok sevecensin, ya RAB,Hükümlerin uyarınca koru canımı.
Bana zulmedenler, düşmanlarım çok,Yine de sapmadım senin öğütlerinden.
Tiksinerek bakıyorum hainlere,Çünkü uymuyorlar senin sözüne.
Bak, ne kadar seviyorum koşullarını,Sevgin uyarınca, ya RAB, koru canımı.
Sözlerinin temeli gerçektir,Doğru hükümlerinin tümü sonsuza dek sürecektir.
Yok yere zulmediyor bana önderler,Oysa yüreğim senin sözünle titrer.
Ganimet bulan biri gibiVerdiğin sözlerde sevinç bulurum.
Tiksinir, iğrenirim yalandan,Ama senin yasanı severim.
Doğru hükümlerin içinSeni günde yedi kez överim.
Yasanı sevenler büyük esenlik bulur,Hiçbir şey sendeletmez onları.
Ya RAB, kurtarışına umut bağlar,Buyruklarını yerine getiririm.
Öğütlerine candan uyar,Onları çok severim.
Öğütlerini, koşullarını uygularım,Çünkü bütün davranışlarımı görürsün sen.
Feryadım sana erişsin, ya RAB,Sözün uyarınca akıl ver bana!
Yalvarışım sana ulaşsın;Verdiğin söz uyarınca kurtar beni!
Dudaklarımdan övgüler aksın,Çünkü bana kurallarını öğretiyorsun.
Dilimde sözün ezgilere dönüşsün,Çünkü bütün buyrukların doğrudur.
Elin bana yardıma hazır olsun,Çünkü senin koşullarını seçtim ben.
Kurtarışını özlüyorum, ya RAB,Yasan zevk kaynağımdır.
Beni yaşat ki, sana övgüler sunayım,Hükümlerin bana yardımcı olsun.
Kaybolmuş koyun gibi avare dolaşıyordum;Kulunu ara,Çünkü buyruklarını unutmadım ben.
MEZMUR 120
Sıkıntıya düşünce RABbe seslendim;Yanıtladı beni.
Ya RAB, kurtar canımı yalancı dudaklardan,Aldatıcı dillerden! için Yeruşalime çıkarken söylenen ezgi.
Ey aldatıcı dil,RAB ne verecek sana,Daha ne verecek?
Yiğidin sivri oklarıylaRetem çalısından alevli korlar!
Vay bana, Meşekte garip kaldım sanki,Kedar çadırları arasında oturdum.
Fazla kaldımBarıştan nefret edenler arasında.
Ben barış yanlısıyım,Ama söze başladığımda,Onlar savaşa kalkıyor!
MEZMUR 121
Gözlerimi dağlara kaldırıyorum,Nereden yardım gelecek?
Yeri göğü yaratanRABden gelecek yardım.
O ayaklarının kaymasına izin vermez,Seni koruyan uyuklamaz.
İsrailin koruyucusu ne uyur ne uyuklar.
Senin koruyucun RABdir,O sağ yanında sana gölgedir.
Gündüz güneş,Gece ay sana zarar vermez.
RAB her kötülükten seni korur,Esirger canını.
Şimdiden sonsuza dekRAB koruyacak gidişini, gelişini.
MEZMUR 122
Bana: "RABbin evine gidelim" dendikçeSevinirim.
Ayaklarımız senin kapılarında,Ey Yeruşalim!
Bitişik nizamda kurulmuş bir kenttirYeruşalim!
Oymaklar çıkar oraya, RABbin oymakları,İsraile verilen öğüt uyarınca,RABbin adına şükretmek için.
Çünkü orada yargı tahtları,Davut soyunun tahtları kurulmuştur.
Esenlik dileyin Yeruşalime:"Huzur bulsun seni sevenler!
Surlarına esenlik,Saraylarına huzur egemen olsun!"
Kardeşlerim, dostlarım için,"Esenlik olsun sana!" derim.
Tanrımız RAB'bin evi içinİyilik dilerim sana.
MEZMUR 123
Gözlerimi sana kaldırıyorum,Ey göklerde taht kuran!
Nasıl kulların gözleri efendilerinin,Hizmetçinin gözleri hanımının eline bakarsa,Bizim gözlerimiz de RAB Tanrımıza öyle bakar,O bize acıyıncaya dek.
Acı bize, ya RAB, acı;Gördüğümüz hakaret yeter de artar.
Rahat yaşayanların alayları,Küstahların hakaretiCanımıza yetti.
MEZMUR 124
RAB bizden yana olmasaydı,Desin şimdi İsrail:
RAB bizden yana olmasaydı,İnsanlar bize saldırdığında,
Diri diri yutarlardı bizi,Öfkeleri bize karşı alevlenince.
Sular silip süpürürdü bizleri,Seller geçerdi üzerimizden.
Kabaran sularAşardı başımızdan.
Övgüler olsunBizi onların ağzına yem etmeyen RABbe!
Bir kuş gibiKurtuldu canımız avcının tuzağından,Kırıldı tuzak, kurtulduk.
Yeri göğü yaratanRAB'bin adı yardımcımızdır.
MEZMUR 125
RABbe övgüler sunun!Ne güzel, ne hoş Tanrımızı ilahilerle övmek!Ona övgü yaraşır.
RAB yeniden kuruyor Yeruşalimi,Bir araya topluyor İsrailin sürgünlerini.
O kırık kalplileri iyileştirir,Yaralarını sarar.
Yıldızların sayısını belirler,Her birini adıyla çağırır.
Rabbimiz büyük ve çok güçlüdür,Sınırsızdır anlayışı.
RAB mazlumlara yardım eder,Kötüleri yere çalar.
RABbe şükran ezgileri okuyun,Tanrımızı lirle, ilahilerle övün.
Odur gökleri bulutlarla kaplayan,Yeryüzüne yağmur sağlayan,Dağlarda ot bitiren.
O yiyecek sağlar hayvanlara,Bağrışan kuzgun yavrularına.
Ne atın gücünden zevk alır,Ne de insanın yiğitliğinden hoşlanır.
RAB kendisinden korkanlardan,Sevgisine umut bağlayanlardan hoşlanır.
RABbi yücelt, ey Yeruşalim!Tanrına övgüler sun, ey Siyon!
Çünkü senin kapılarının kol demirlerine güç katar,İçindeki halkı kutsar.
Sınırlarını esenlik içinde tutar,Seni en iyi buğdayla doyurur.
Yeryüzüne buyruğunu gönderir,Sözü çarçabuk yayılır.
Yapağı gibi kar yağdırır,Kırağıyı kül gibi saçar.
Aşağıya iri iri dolu savurur,Kim dayanabilir soğuğuna?
Buyruk verir, eritir buzları,Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.
Sözünü Yakup soyuna,Kurallarını, ilkelerini İsraile bildirir.
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu,Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!
(10) Yüz kırk beşinci Mezmur
Ey canım, Rab'bi öv; ben yaşadıkça Rab'bi öveceğim; var olduğum sürece Tanrım'a ilahiler söyleyeceğim. Önderlere ve insanlara güvenmeyin; onlarda kurtuluş yoktur. Ruhları çıkar, toprağa dönerler; o gün bütün tasarıları yok olur.
Yakub'un Tanrısı yardımcısı olan, umudu Rab Tanrısı'nda olan kişi ne mutlu! Gökleri, yeri, denizi ve içindeki her şeyi yapan; adaleti sonsuza dek koruyan; mazlumlara hakları için hükmeden; açlara ekmek veren O'dur. Rab tutsakları çözer, Rab düşenleri doğrultur. Rab körlerin gözlerini açar. Rab doğruları sever. Rab yabancıları korur, öksüzü ve dul kadını destekler; günahkârların yolunu bozar. Rab sonsuza dek egemendir; ey Siyon, Tanrın kuşaklar boyunca egemendir. Alleluia.
(11) Yüz kırk altıncı Mezmur
Rab'bi övün; çünkü ilahi söylemek iyidir, Tanrımız için övgü yakışır. Rab Yeruşalim'i inşa eder; İsrail'in sürgünlerini toplar. Rab kırık yürekleri iyileştirir ve tüm yaralarını sarar. Yıldızların sayısını saptar, hepsine adlar verir. Rabbimiz büyüktür ve büyük kudreti vardır; anlayışının sonu yoktur. Rab alçakgönüllüleri kaldırır, günahkârları yere indirir.
Rab'be şükürle başlayın; Tanrımız'a lirle ilahiler söyleyin. Gökleri bulutlarla örter; yeryüzüne yağmur hazırlar; dağlarda ot bitirir; insanlara hizmet için yeşillik verir; hayvanlara yiyeceklerini ve kendisine çağrışan kuzgun yavrularına verir. Atın gücünden hoşlanmaz, adamın bacaklarına sevinmez; Rab, Kendisine saygı duyanlarda ve merhametini bekleyenlerde sevinir. Alleluia.
(12) Yüz kırk yedinci Mezmur
Rab'bi öv, ey Yeruşalim; Tanrını öv, ey Siyon. Çünkü kapılarının sürgülerini güçlendirdi ve içindeki çocuklarını kutsadı. Sınırlarına esenlik verdi ve seni buğdayın en iyiyle doyurdu. Sözünü yeryüzüne gönderir; sözü pek çabuk koşar. Karı yün gibi verir, kırağıyı kül gibi saçar; doluyu kırıntılar gibi atar; soğuğunun önünde kim durabilir? Sözünü gönderir, onları eritilir; rüzgârını estirir, sular akar. Sözünü Yakub'a, hükümlerini ve buyruklarını İsrail'e bildirir. Bütün uluslara böyle yapmamıştır; hükümlerini onlara açıklamamıştır. Alleluia.
(Luka 12: 32-46) "Korkma, ey küçük sürü; çünkü Babanız size Egemenlik'i vermeyi uygun gördü. Mallarınızı satın, sadaka verin. Eskiyip yıpranmayan keseler, hırsızın yanaşamadığı, güvenli, çürümeyen göksel bir hazine edinin; çünkü hazinenizin olduğu yerde yüreğiniz de olacaktır. Belleriniz kuşanmış, kandilleriniz yanar olsun. Siz de, düğünden dönecek efendilerini bekleyen adamlara benzer olun; geldiğinde ve kapıyı çaldığında hemen açılsın diye. Efendileri geldiğinde uyanık bulduğu o kullar ne mutludur! Size doğrusunu söyleyeyim, kuşanacak, onları sofraya oturtacak ve yakınına geçip onlara hizmet edecektir. İster ikinci nöbette, ister üçüncü nöbette gelsin ve onları böyle davranırken bulsun, o kullar ne mutludur! Şunu bilin ki, evin sahibi hırsızın hangi saatte geleceğini bilseydi, uyanık kalır ve evinin yarılmasına izin vermezdi. Siz de hazır olun; çünkü İnsanoğlu ummadığınız saatte gelecektir."
Petrus, "Ya Rab, bu benzetmeyi bize mi söylüyorsun, yoksa herkese mi?" dedi. Rab dedi: "Efendisi, uşaklarına zamanında yiyecek vermek üzere onları üzerine atayacağı güvenilir ve akıllı kahya kimdir? Efendisi geldiğinde böyle yapan kulu ne mutlu! Size doğrusu şudur: Onu bütün mallarının üzerine atayacaktır. Ama o kötü kul yüreğinde, 'Efendim gecikiyor' der ve erkek uşakları ve cariyeleri dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa; o kulun efendisi, beklemediği bir günde ve bilmediği bir saatte gelecek, onu ikiye bölecek ve payını iman etmeyenlerle bir tutacaktır." (Ve yücelik her zaman Tanrı'nındır)
KUTSAL İNCİL'DEN AZİZ LUKA'YA GÖRE (BÖL. 7:36-50)
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.
O sırada, kentte günahkâr olarak tanınan bir kadın, İsanın, Ferisinin evinde yemek yediğini öğrenince kaymaktaşından bir kap içinde güzel kokulu yağ getirdi. İsanın arkasında, ayaklarının dibinde durup ağlayarak, gözyaşlarıyla Onun ayaklarını ıslatmaya başladı. Saçlarıyla ayaklarını sildi, öptü ve yağı üzerlerine sürdü.
İsayı evine çağırmış olan Ferisi bunu görünce kendi kendine, "Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim ve ne tür bir kadın olduğunu, günahkâr biri olduğunu anlardı" dedi.
Bunun üzerine İsa Ferisiye, "Simun" dedi, "Sana bir söyleyeceğim var." O da, "Buyur, öğretmenim" dedi.
"Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.
Borçlarını ödeyecek güçte olmadıklarından, tefeci her ikisinin de borcunu bağışladı. Buna göre, hangisi onu çok sever?"
Simun, "Sanırım, kendisine daha çok bağışlanan" diye yanıtladı. İsa ona, "Doğru söyledin" dedi.
Sonra kadına bakarak Simuna şunları söyledi: "Bu kadını görüyor musun? Ben senin evine geldim, ayaklarım için bana su vermedin. Bu kadın ise ayaklarımı gözyaşlarıyla ıslatıp saçlarıyla sildi.
Sen beni öpmedin, ama bu kadın eve girdiğimden beri ayaklarımı öpüp duruyor.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.
Bu nedenle sana şunu söyleyeyim, kendisinin çok olan günahları bağışlanmıştır. Çok sevgi göstermesinin nedeni budur. Oysa kendisine az bağışlanan, az sever."
Sonra kadına, "Günahların bağışlandı" dedi.
İsayla birlikte sofrada oturanlar kendi aralarında, "Kim bu adam? Günahları bile bağışlıyor!" şeklinde konuşmaya başladılar.
İsa ise kadına, "İmanın seni kurtardı, esenlikle git" dedi.
Tenoo oasht emmok o piekhristos nem pekyot en aghathos nem pi epnevma ethowab je akee ak soati emmon nai nan
Sana tapınırız, ey Mesih, İyi Baban ve Kutsal Ruh ile birlikte; çünkü geldin ve bizi kurtardın.
1. Bana, ey Rab, eskiden günahkâr kadına verdiğin gibi, çokça gözyaşı pınarları ver. Ayaklarını, beni sapma yolundan özgür kılan Ayaklarını yıkamaya layık kıl ve Sana kıymetli, güzel kokulu yağ sunayım; tövbe ile pak bir yaşam kazanayım ki sevinç dolu şu sesi işiteyim: “İmanın seni kurtardı.”
Doxa Patri ke Eioa ke Agio Pnevmati
Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yücelik.
2. Çok kötü işlerimi düşündüğümde ve o korkunç yargı düşüncesi yüreğime geldiğinde titreme beni sarar; ve ben insanları seven Tanrı olan Sana sığınırım. Yalvarırım, yüzünü benden çevirme, Sen ki tek günahsızsın. Son gelmeden önce yoksul ruhuma alçakgönüllülük ver ve beni kurtar.
Ke nin ke a ee ke ees toos e onas toan e oa noan ameen.
Şimdi ve her zaman ve çağların çağlarına dek, Âmin.
3. Gökler seni kutsar, ey lütufla dolu, hiç evlenmemiş Gelin. Biz de senin akılla kavranamaz doğuruşunu yüceltiriz. Ey Tanrıdoğuran, merhametin ve kurtuluşun annesi, ruhlarımızın kurtuluşu için şefaat et.
Ke nin ke a ee ke ees toos e onas toan e oa noan ameen.
Şimdi ve her zaman ve çağların çağlarına dek, Âmin.
4. Ey Göklerin Kralı, Tesellici, gerçeğin Ruhu; her yerde hazır ve her şeyi dolduran, iyiliklerin hazinesi ve Yaşam Veren; lütfedip gel, içimizde konut kur ve bizi her türlü kirden arıt, ey İyi Olan, ve ruhlarımızı kurtar.
Doxa Patri ke Eioa ke Agio Pnevmati
Baba’ya, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yücelik.
5. Ey Kurtarıcı, öğrencilerinle olduğun ve onlara esenlik verdiğin gibi, lütfedip bizimle de ol; bize esenliğini bağışla, bizi kurtar ve ruhlarımızı özgür kıl.
Ke nin ke a ee ke ees toos e onas toan e oa noan ameen.
Şimdi ve her zaman ve çağların çağlarına dek, Âmin.
6. Kutsal mabedinde her duruşumuzda, gökte duruyor sayılırız. Ey Tanrıdoğuran, sen göğün kapısısın; bize merhamet kapısını aç.
Sonra ibadet eden şöyle dua eder:
Ya Rab, bizi işit ve bize merhamet et ve günahlarımızı bağışla. Âmin.
(Kyrie eleison) 41 kez
Kutsal Ortodoks İnanç İkrarı
Gerçekten tek Tanrı'ya inanırız: Baba Tanrı'ya, Her Şeye Gücü Yeten'e; göğün ve yerin, görünen ve görünmeyen her şeyin Yaratıcısı'na.
Tek Rab İsa Mesih'e inanırız: Tanrı'nın biricik Oğlu'na; O, çağlardan önce Baba'dan doğmuştur; Işık'tan Işık, gerçek Tanrı'dan gerçek Tanrı; doğmuştur, yaratılmamıştır; Baba ile aynı özdendir; her şey O'nun aracılığıyla olmuştur. Biz insanlar için ve kurtuluşumuz için göklerden indi; Kutsal Ruh'tan ve Bakire Meryem'den beden alıp insan oldu. Pontius Pilatus zamanında bizim için çarmıha gerildi, acı çekti ve gömüldü; Kutsal Yazılar'a göre üçüncü gün dirildi; göklere çıktı ve Baba'nın sağında oturdu; yeniden yücelikle gelecek, dirileri ve ölüleri yargılayacaktır; O'nun egemenliğinin sonu yoktur.
Evet, Kutsal Ruh'a inanırız: Rab'dir ve yaşam verendir; Baba'dan çıkar; Baba ve Oğul ile birlikte tapınılıp yüceltilir; peygamberler aracılığıyla konuşmuştur.
Ve tek, kutsal, evrensel ve havarisel Kilise'ye inanırız.
Ve günahların bağışlanması için tek bir vaftizi kabul ederiz.
Ve ölülerin dirilişini ve gelecek çağın yaşamını bekleriz. Âmin.
Κύριε ἐλέησον Kyrie eleison (Ya Rab merhamet et) 41 kez
MEZMUR 129
Gençliğimden beri bana sık sık saldırdılar;Şimdi söylesin İsrail:
"Gençliğimden beri bana sık sık saldırdılar,Ama yenemediler beni.
Çiftçiler saban sürdüler sırtımda,Upuzun iz bıraktılar."
Ama RAB adildir,Kesti kötülerin bağlarını.
Siyondan nefret eden herkesUtanç içinde geri çekilsin.
Damlardaki ota,Büyümeden kuruyan ota dönsünler.
Orakçı avucunu,Demetçi kucağını dolduramaz onunla.
Yoldan geçenler de,"RAB sizi kutsasın,RAB'bin adıyla sizi kutsarız" demezler.
MEZMUR 131
Ya RAB, yüreğimde gurur yok,Gözüm yükseklerde değil.Büyük işlerle,Kendimi aşan harika işlerle uğraşmıyorum.
Tersine, ana kucağında sütten kesilmiş çocuk gibi,Kendimi yatıştırıp huzur buldum,Sütten kesilmiş çocuğa döndüm.
Ey İsrail, RAB'be umut bağlaŞimdiden sonsuza dek!
MEZMUR 132
Ya RAB, Davutun hatırı için,Çektiği bütün zorlukları,Sana nasıl ant içtiğini,Yakupun güçlü Tanrısına adak adadığını anımsa:
"Evime gitmeyeceğim,Yatağıma uzanmayacağım,
Gözlerime uyku girmeyecek,Göz kapaklarım kapanmayacak,
RABbe bir yer,Yakupun güçlü Tanrısına bir konut buluncaya dek."
Antlaşma Sandığının Efratada olduğunu duyduk,Onu Yaar kırlarında bulduk.
"RABbin konutuna gidelim,Ayağının taburesi önünde tapınalım" dedik.
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere,Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.
Kâhinlerin doğruluğu kuşansın,Sadık kulların sevinç çığlıkları atsın.
Kulun Davutun hatırı için,Meshettiğin krala yüz çevirme.
RAB Davuta kesin ant içti,Andından dönmez:"Senin soyundan birini tahtına oturtacağım.
Eğer oğulların antlaşmama,Vereceğim öğütlere uyarlarsa,Onların oğulları da sonsuza dekSenin tahtına oturacak."
Çünkü RAB Siyonu seçti,Onu konut edinmek istedi.
"Sonsuza dek yaşayacağım yer budur" dedi,"Burada oturacağım, çünkü bunu kendim istedim.
Çok bereketli kılacağım erzağını,Yiyecekle doyuracağım yoksullarını.
Kurtuluşla donatacağım kâhinlerini;Hep sevinç ezgileri söyleyecek sadık kulları.
Burada Davut soyundan güçlü bir kral çıkaracağım,Meshettiğim kralın soyunuIşık olarak sürdüreceğim.
Düşmanlarını utanca bürüyeceğim,Ama onun başındaki taç parıldayacak."
MEZMUR 133
Ne iyi, ne güzeldir,Birlik içinde kardeşçe yaşamak!
Başa sürülen değerli yağ gibi,Sakaldan, Harunun sakalındanKaftanının yakasına dek inen yağ gibi.
Hermon Dağı'na yağan çiySiyon dağlarına yağıyor sanki.Çünkü RAB orada bereketi,Sonsuz yaşamı buyurdu.