Yemek yemek için oturduklarında, Gilat yönünden bir İsmaili kervanının geldiğini gördüler. Develeri kitre, pelesenk, laden yüklüydü. Mısıra gidiyorlardı.
TSK
TSK · Yeremya 46:11
Treasury of Scripture Knowledge references in Turkish.
"Ey Babil, erden kız,İn aşağı, toprağa otur.Ey Kildani kızı,Tahtın yok artık, yere otur.Bundan böyle, 'Nazik, narin' demeyecekler sana.
"Onlara de ki, " 'Gözlerim gece gündüzDurmadan gözyaşı döksün,Çünkü erden kızım, halkımAğır bir yara aldı,Ezici bir darbe yedi.
Ansızın düşüp paramparça olacak Babil,Yas tutun onun için!Yarasına merhem sürün, belki iyileşir.
"İnsanoğlu, firavunun kolunu kırdım. İyileşmesin, kılıç tutacak kadar güçlenmesin diye kimse onu bağlamadı, sargı beziyle sarmadı.
Uğradığın felaketten kurtuluş yok, yaraların ölümcül.Başına gelenleri duyanlar sevinçle el ovuşturuyorlar. Çünkü dinmeyen vahşetinden kim kaçabildi ki?
On iki yıldır kanaması olan bir kadın da oradaydı. Varını yoğunu hekimlere harcamıştı; ama hiçbiri onu iyileştirememişti.