TSK

TSK · Ağıtlar 2:15

Treasury of Scripture Knowledge references in Turkish.

Geçide geri dön

"Sizden sonraki kuşak, çocuklarınız ve uzak ülkeden gelen yabancılar ülkenizin uğradığı belaları, RABbin ülkeye gönderdiği hastalıkları görecekler.

Bu gösterişli tapınağın önünden geçenler, hayret ve dehşet içinde, 'RAB bu ülkeyi ve tapınağı neden bu duruma getirdi?' diye soracaklar.

Acımasızca üzerine eser,Elinden kaçmaya çalışırken.

Ulusların diline düşürdün bizi,Gülüyor halklar halimize.

Yükselir zarafetle,Bütün yeryüzünün sevinci Siyon Dağı,Safonunfş doruğu, ulu Kralın kenti.

Güzelliğin doruğu SiyondanParıldıyor Tanrı.

Atalarımızın sana övgü sunduğuKutsal ve görkemli tapınağımız yandı,Değer verdiğimiz her yer yıkıntıya döndü.

Bu kenti viraneye çevirecek, alay konusu edeceğim; oradan her geçen şaşkın şaşkın bakıp başına gelen belalardan ötürü onunla alay edecek.

Bugün olduğu gibi viranelik, dehşet ve alay konusu, lanetlik olsunlar diye Yeruşalime, Yahuda kentlerine, krallarıyla önderlerine;

Kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla peşlerine düşeceğim. Yeryüzündeki bütün krallıklara dehşet saçacak, kendilerini sürdüğüm bütün ülkeler arasında lanetlenecek, dehşet ve alay konusu olacak, aşağılanacaklar.

Yeruşalim büyük günah işledi,Bu yüzden kirlendi.Ona saygı duyanların hepsiŞimdi onu hor görüyor,Çünkü onu çıplak gördüler.O da inleyip öbür yana dönüyor.

Düşmanlarının hepsi seninle alay etti,Islık çalıp diş gıcırdatarak,"Onu yuttuk" diyorlar,"İşte beklediğimiz gün, sonunda gördük onu."

Altınla gümüşle süslendin; giysilerin ince ketenden, pahalı, işlemeli kumaştandı. İnce unla, balla, zeytinyağıyla beslendin. Gitgide güzelleştin, krallığa yaraştın.

"Egemen RAB şöyle diyor: Kızkardeşinin kâsesinden içeceksin,O derin ve geniştir;Sana gülecek, seninle alay edecekler,Dopdolu bir kâse.

Ya Rab, doğru işlerin uyarınca kentin Yeruşalimden, kutsal dağından öfkeni, kızgınlığını kaldırmanı dilerim. Günahlarımız ve atalarımızın suçları yüzünden Yeruşalim de halkın da çevremizdekilerin tümüne alay konusu oldu.

Uğradığın felaketten kurtuluş yok, yaraların ölümcül.Başına gelenleri duyanlar sevinçle el ovuşturuyorlar. Çünkü dinmeyen vahşetinden kim kaçabildi ki?

Oradan geçenler başlarını sallayıp İsaya sövüyor, "Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrının Oğluysan çarmıhtan in!" diyorlardı.